B kırmızı, d yeşil, p mavi olsa ne olur?

Featured Video Play Icon

Sıklıkla görmeye ve duymaya başladığım, hakkında giderek daha fazla okuma ihtiyacı hissettiğim disleksi problemini konu almak istiyorum. Türkiye’de her 10 çocuktan biri disleksi. Disleksi basit anlamıyla normal ya da normalin üzerinde zekâya sahip herhangi bir duyusal özrü olmayan bireylerin okuma, dinleme, anlama, matematiksel yönden yaşının getirdiği bilgileri edinememesine neden olan nörolojik kökenli bir gelişimsel bozukluğu. Ama hayata katılabilmeleri mümkün, dünyayı değiştirmeleri de. Einstein, Hawking, Pablo Picasso, Walt Disney, Leonardo da Vinci, Wright kardeşler, Mozart, Richard Branson ünlü disleksi sorunlu bireyler. Onlar olmasaydı, hayatımızdaki pek çok güzellik eksik kalmaz mıydı sizce de?

Disleksi bir engel değildir. Disleksi olan bireylerin IQ seviyelerinde açıkçası bir problem de yok. Unutmayın disleksi olan bireyler diğer kişilere göre daha yaratıcı olabiliyorlar. Başarabilecekleri konular üzerinde durulmalı ve güvenlerini artırmak gerekiyor. Burada bir öğretmene rastlamakta her zaman çok şanslı olmayabilirler. Bu bir hastalık değil. Nasıl davranmalı kısmında hiç bilmediğiniz bir Kiril alfabesini öğrendiğinizi düşünün ve empati kurarak davranın. Yani onlar için bizim alfabemiz karmaşık bir alfabe. Neden onlar için bir alfabe olmasın? Hepimiz aynı şekilde öğrenmek zorunda değiliz.

Ailelerin yanı sıra öğretmenlere çok ama çok önemli görevler düşüyor. Erken teşhis edebilecekleri bilgiye ihtiyaçları var.

Dünya tatlısı genç bir öğretmenle tanıştırmak istiyorum sizi; Şafak Coştu. Şafak Coştu aslında tam soyadının anlamını vererek coşmuş, o coştukça eğitim sistemimiz onu baskılamış, bastırmış. Bir sınıf öğretmeni, 4 yıllık deneyimi var, sınıfındaki farklı öğrencilere farklı yöntemlerle eğitim vermek istediği, bunda direndiği, pişmiş aşa su kattığı için eğitimle arasına mesafe konmuş. Şaşırdık mı? Olağan ülke manzarası…

YAPRAK ÖZER: Neden bu konuda çalışıyorsunuz, hikayeniz kısaca nasıl başladı?

ŞAFAK COŞTU: Beni bu alanda araştırmaya iten şey aslında öğrencilerim oldu. Sınıfımda disleksi tanılı 6 öğrencim vardı. 23 kişilik bir sınıf.

YAPRAK ÖZER: Çok fazla değil mi? Size mi denk geldi yoksa hep böyle midir?

ŞAFAK COŞTU: Bende tanılı olanlar yani bilinçli aileler çocuklarını psikiyatriste götürmüş ve tanı konulmuş olanlar vardı. Belki diğer sınıflarda da bu oran bu kadar fazla olacaktı fakat bir tanısı olmadığı için onlara disleksi diyemiyoruz. Ama benim sınıfımda oldukça fazlaydı. Aynı zamanda yüksek zekâlı öğrencim de vardı. Bunlarla ilgili bir çalışma yürütmeye karar verdim. Çünkü her öğrencinin aynı olmadığını ve o öğrencilerin aslında 23 kişinin arasında nasıl kaybolduğunu ve gerçekten yetenekli olduklarını gördüm. Onlarla ilgili ne yapabilirim, onlara nasıl faydalı olabilirim derken diskleksiyi araştırma yoluna girdim.

YAPRAK ÖZER: Türkiye’de ya da dünyada disleksi oranı bilinebiliyor mu?

ŞAFAK COŞTU: Araştırmalara göre her 10 çocuktan 1’i disleksi.

YAPRAK ÖZER: Çok yüksek bir rakam.

ŞAFAK COŞTU: Evet. Aslında çok yüksek.

YAPRAK ÖZER: Peki, bu her 10 çocuktan 1’i disleksi, aileler çocuklarında disleksi olduğunu biliyorlar mı?

ŞAFAK COŞTU: Biz bu oranı çocukların yazma, okuma becerilerine yönelik ifade ediyoruz. Resmi tanılı bir oran değil. Büyük bir bilinmeyen var.

YAPRAK ÖZER: Disleksi nedir?

ŞAFAK COŞTU: Disleksi ilk olarak Dr. Morgan tarafından konjenital kelime körlüğü olarak adlandırılmış. Disleksi basit anlamıyla normal ya da normalin üzerinde zekâya sahip bireylerin, herhangi bir duyusal özrü olmayan bireylerin okuma, dinleme, anlama, matematiksel yönden yaşının getirdiği bilgileri edinememe hastalığıdır. Yani hastalık demeyelim ama nörolojik kökenli bir gelişimsel bozukluktur.

YAPRAK ÖZER: Öğrenememek değil aslında normal insanlar gibi öğrenmiyorlar.

ŞAFAK COŞTU: Evet. Farklı yoldan.  Zekâ sorunu kesinlikle yok. O yüzden o şekilde adlandırılmaması ve ona yönelik bir çalışma yürütülmemesi gerekiyor.

YAPRAK ÖZER: Disleksi nasıl görülebilir? Siz nasıl fark ediyorsunuz?

ŞAFAK COŞTU: Öncelikle disleksi kalıtımsaldır. Ailede bir disleksi varsa çocukta da çıkma oranı yüksektir. Harfleri karıştırma, harfleri sırayla okuyamama, akıcı okuyamama, b-p-d gibi simetrik harfleri yazarken ve okurken karıştırma, iletişim bozukluğu, davranış bozukluğu, bu davranış bozukluğu da aslında özgüven eksikliğinden, yapamama duygusundan kaynaklı.

YAPRAK ÖZER: Kendisini ifade edemediği için hırçınlaşıyor.

ŞAFAK COŞTU: Evet. Motor becerilerinde güçlük oluyor.

YAPRAK ÖZER: Örnek vermek gerekirse nelere dikkat çekersiniz?

ŞAFAK COŞTU: Ayakkabı bağlayamama, makasla bir şeyleri kesememe, kravat bağlayamama gibi. Bu rahatsızlık Einstein’da da var. Hep söylenir ya Einstein ayakkabı bağlayamıyormuş diye. Einstein bunlardan bir tanesi… Hawking yine bunlardan bir tanesi. Pablo Picasso keza. Walt Disney, Leonardo da Vinci, Wright kardeşler, Mozart.

YAPRAK ÖZER: Virgin Airlines şirketinin sahibi Richard Branson’ın da disleksi olduğunu okumuştum. Dünya tarihine, insanlık tarihine etki eden ama ciddi problemleri olan insanlar.

ŞAFAK COŞTU: Aslında sözü edilen kişiler toplum baskısından sıyrılmayı başarabilmiş insanlar. Ama ne yazık ki herkes bu kadar şanslı olamıyor. O yetenekleri ve zekâları bastırılabiliyor.

YAPRAK ÖZER: Öğrencilerinize dönecek olursak ne gözlemlediniz? Nasıl davranıyorlar? Ne geliştirdiniz?

ŞAFAK COŞTU: Genel olarak rastlanan sınıf içerisinde ilgisizlik, okuma istememe, simetrik harfleri karıştırma. En belirgin özelliği budur. Ben bu harfleri karıştırdıkları için öğrencilere örneğin b’yi yazarken kırmızı harfle yazıyordum, d’yi yeşil harfle yazıyordum, p’yi mavi harfle yazıyordum. Renk ve sembolü kafasında oturtarak kırmızı olan b şeklinde bir süre sonra o renkle yazılmasa bile sembol kafasına yerleşiyor. Böyle bir yazma tekniği geliştirmiştim.

YAPRAK ÖZER: Çocuklarda fark etti mi?

ŞAFAK COŞTU: Evet. Karışmasını bayağı engelledi. Okuma teknikleri yapabiliriz. Bunu ailelerde evde çok kolaylıkla yapabilir. Bunlar nedir? Eşli okuma, birlikte anne, baba, çocuk sırayla okuyarak çocuk yaptığı yanlışları anne, baba okuduğunda görebilir. Kayıt yöntemi var.

YAPRAK ÖZER: O ne demek?

ŞAFAK COŞTU: Büyük puntolar ve basit cümlelerden oluşan bir kitabı çocuğa okutun ve bunu bir ses kayıt cihazı ile kaydedin. Daha sonraki okumalarında bak daha önce yapmıştın, yine yapabilirsin diye birazcık daha zor cümlelerin olduğu bir kitabı okutalım. Dediğim gibi disleksi olan bireylerde özgüven çok önemlidir. Koro okuma tekniği var. Birlikte okuyabilirsiniz.

YAPRAK ÖZER: Böylece yanlışı arada görebilir galiba.

ŞAFAK COŞTU: Evet. Ben tek kelime yöntemini çok önemsiyorum. Metinde çok sıklıkla geçen kelimeyi birlikte seçip, şimdi ben bu kelimeye her geldiğimde sen zile basacaksın, eline bir zil verip veya bir kalemle tempo tutabilir. Böylelikle hem takip yeteneği gelişecektir hem de o kelimenin yazılışına aşina olacaktır. Yanlış bulma tekniği var. Yanlış bulma tekniğinde okurken hem yazım hem de anlatım yanlışlıkları yapın. O sizi takip etsin. Örneğin, Ali eline ayakkabısını giydi ve çıktı. Hayır, ayakkabılar ele giyilmez demesini bekliyoruz. Dikkatini bir uyaranla beslemeye çalışıyoruz.

YAPRAK ÖZER: Bu çocuklarda dikkat eksikliği yok değil mi? Teknik bir sorunları var.

ŞAFAK COŞTU: Aslında araştırmaya göre büyük bir çoğunluğunda da dikkat eksikliği var.

YAPRAK ÖZER: Bir çocuğun disleksi olduğunu bir anne, baba hangi aşamada rahatlıkla anlar?

ŞAFAK COŞTU: Genellikle okul çağında anlayabiliyorlar. Şuradan anlayabilirler, yer yön kavramında güçlük çekiyorlar, sağ sol kavramında güçlük çekiyorlar, dediğim gibi yaşının getirdiği motor becerileri yapamıyorlar, yaşıtının çok kolaylıkla yaptığı bir makasla kesmeyi o yapamıyor.

YAPRAK ÖZER: Peki, ne yapacak?

ŞAFAK COŞTU: Tek bunları gördü diye çocuğum mutlaka disleksi dememeli. Çocuk psikiyatristine gitmeli. Bunun teşhisini çocuk psikiyatristleri koyuyor. Zaten görüntülemeyle beyindeki farklılık anlaşılabiliyor. Çocuk psikiyatristi birtakım testler uyguluyor. Ondan sonra tanılı bir disleksi ise eğer ona yönelik bir eğitim verilmesi gerekiyor.

YAPRAK ÖZER: Disleksi problemi olan çocuklar için bir okul var mı?

ŞAFAK COŞTU: Çok fazla rehabilitasyon merkezi var. Fakat maddi yükümlülüğü fazla olduğu için aileler gönderme taraftarı olmuyorlar. Benim gözlemlediğim, daha çok anne bunu kabul etse de babayı ikna etmekte güçlük çekiyor ve baba hayır disleksi yoktur, çalışmadığı için bu şekilde diyor. Aile içinde de iknada güçlük çekiyorlar. O yüzden bir uzmanın teşhisi babayı da ikna etmekte daha kolay olacaktır ve ona yönelik bir eğitime başvurulacaktır.

YAPRAK ÖZER: Anne nasıl oluyor da böyle bir şeye daha çabuk ikna olabiliyor? Çocukla daha fazla ilgilendiği için mi?

ŞAFAK COŞTU: Evet. Ödevlerini daha çok anne yaptırıyor, anne veli toplantısına geliyor, o yüzden de öğretmenle iletişimi daha güçlü oluyor. Böyle bir şey olabilir, bak ben de araştırdım diyor anneler. Maalesef babaları ikna etmekte güçlük çekiyorlar.

YAPRAK ÖZER: Peki, çalıştığınız okulda ne yaptınız da en hafif tabiriyle gereksiz bulundu?

ŞAFAK COŞTU: Ben disleksi olan öğrencilere özel çalışmalar yapılmasını savunuyorum. Bu özel çalışmalar dediğim gibi karıştırılan harflerin farklı renkte yazılması, o harflerin sürekli belki bir görsel ile desteklenmesi. Bu öğrenciler hafızada güçlük çekiyor, böylelikle onu o şekilde kodlayacak ve kolaylıkla hatırlayacaktır. Ama tabii her çalışma için bunu hazırlamak, hem görsel hem o renk çalışmasını yapmak üşendirici oluyor. Benim adıma değil.

YAPRAK ÖZER: Anladım. Maddi olarak da herhalde bir külfet. O nedenle mi desteklenmediniz?

ŞAFAK COŞTU: Evet.

YAPRAK ÖZER: Bundan sonra ne yapacaksınız? Disleksi sorunu olan çocuklara daha fazla yardımcı olabilmek için okulunuzla aranızdaki bağı gerince siz işinizden oldunuz. Ben onu anladım. Doğru mudur?

ŞAFAK COŞTU: Sadece disleksi değil, farklı fikirler diyelim. Bundan sonra ne olacak? Bu farklı olan öğrenciler yitip gitmemeli. O yüzden de özel çalışmalar hazırlamaya çalışıyorum.

YAPRAK ÖZER: Devletin okulları mı yok? Onu söylemeliyiz herhalde.

ŞAFAK COŞTU: Desteklenmesi gerekiyor. Maddi durumu iyi olan velilerin çocukları bir eğitim alabiliyor. O yüzden tüm okullarda bunu araştırmak için belki ayrı bir birim oluşturulabilir. Okullarda ödevleri hazırlayan, çalışmaları yürüten Ar-Ge birimi var. Bu özel çocuklara özel çalışmalarda yapılması gerekiyor.

YAPRAK ÖZER: Her şeyden önce de sanırım sizin gibi ilgili öğretmenlerin sayısının arttırılması ve onlara da herhalde eğitim verilmesi gerekiyor değil mi?

ŞAFAK COŞTU: Evet. Ben bir kitap yazım aşamasındayım. Ama bunu büyüklere yönelik değil çocuklara yönelik yazacağım. Büyüklere yönelik yeterince kitap var. Çocuğa beni anlayan birisi var, beni anlıyorlar ne hissettiğimi biliyorlar mesajını vermek gerekiyor. Disleksi olan öğrencilere uygun, etkili öğrenme çalışmaları.

YAPRAK ÖZER: Okumuyor diyoruz, nasıl bu kitabı okuyacaklar?

ŞAFAK COŞTU: Ufak ipuçlarıyla. Dediğim gibi görsellerle, ufak hatırlatmalarla. 

YAPRAK ÖZER: Disleksi tedavisi var mı pahalı mıdır? Disleksi geçiyor mu?

ŞAFAK COŞTU: Disleksi aslında bir hastalık değil öğrenme güçlüğü, öğrenme farklılığıdır. Farklılığı diyorum herkes aynı yoldan öğrenirken disleksi olan bireyler farklı yoldan öğreniyor. Ama öğreniyor. Gerekli eğitim verilirse öğrenecekler. Hangi kısımda zorluk çekecekler? Okuma, yazma, dinleme kısmında zorluk çekecekler. Bu ilkokul aşamasında halledildikten sonra çoğun yetenekli ve ileri zekâlı olduğunu görüyoruz. Bu aşamaları gerçekleştirdikten sonra ilerleyeceklerini düşünüyorum. Öğretmenlere çok görev düşüyor. Bu öğrenciler sınıf içerisinde güvenlerini kaybetmemeli. Akran zorbalığından olabildiğince uzak tutulmalılar. Eğer disleksi olduğunu biliyor ve o okumayı gerçekleştiremeyecekse sınıf içerisinde o öğrenciye okutmamalıyız. Tabiri caiz ise onu diğer arkadaşları önünde rezil etmemeliyiz. Ailelere de çok iş düşüyor. Akran zorbalığı okulla olan bütün iletişimini koparabilir.

YAPRAK ÖZER: Önemli belirtilerinin üzerinden bir kez daha birlikte geçelim.

ŞAFAK COŞTU: Heceleri de tersten okuyabilirler. Örneğin zafer, ferza şeklinde okuyabilirler veya tam tersi şeklide okuyabiliyor veya b yerine d diyor. Simetrik harflerde problemler yaşıyorlar. Çok kısa bir sürede öğrendiklerini unutabilirler. Kopyalamada güçlük çekiyorlar. Sınıftaki herkesin çok basit bir şekilde öğrendiği şeyleri o öğrenci öğrenemiyor. Dolayısıyla akran zorbalığına maruz kalıyor ve hırçınlaşıyor, davranış bozukluğu oluyor.

Yer, yön bulamıyor. Sağ, sol bilemiyor. Geometrik cisimleri kopyalamakta güçlük çekiyor. Basit gibi görünen motor becerileri, ayakkabı bağlamak, makasla bir şeyi kesmek gibi rutin şeyleri yapmakta güçlük çektiklerinde bir uzmana danışmakta fayda var. Ama her bunu yapan da disleksi sorununa sahip değil. Eğer bu belirtiler varsa ve öğretmeni de disleksiden şüpheleniyorsa, bir uzmana danışmakta fayda var. Ama şöyle ki çoklu zekâ kuramına göre 8 farklı çeşit zekâ türü vardır. Şimdi gerçi 9 oldu. Bir tane daha eklendi. Görsel zekâya sahip bir öğrenci ısrarla işitsel olarak ders anlatıyorsak ve anlamıyorsa bu çocuk kesinlikle disleksi dememeliyiz. Farklı belirtilerine de bakmalıyız. Belki farklı yöntemlerle anlıyordur. Bu kısımda aslında önemli.

YAPRAK ÖZER: Okullarda resmi birimler var mı?

ŞAFAK COŞTU: Aslında özel okullarda da böyle birim yok. Okul dışında rehabilitasyon merkezleri var. O yüzden her okulda bu farklı öğrencilere yönelik disleksi olabilir, otizm de olabilir, dikkat eksiliği de olabilir, bu öğrencileri de düşünüp bir birim oluşturulmalı ve onlara yönelik bir çalışma oluşturulmalı.