Aman üstümüzde kalmasın, kaçalım

İstihdam Sorununu Kim Çözecek? Devlet mi, Özel Sektör mü, AB mi, ABD mi, Yoksa Başkası mı?

Merhaba, yine bir forumla karşınızdayım. Soruyu yukarıda okudunuz. Konu, bu köşenin klasiği istihdam. Misafirler sizsiniz. Kimileriniz yanıtlarınızı paylaştınız. Kimileriniz soruya soruyla karşılık verdiniz. “İstihdam sorununu kim çözer?” sorusunu ortaya atmamın nedeni, bundan kısa süre önce bu sorunun kendilerinin sorunu olmadığını açıkça ilan eden hükümet ve ardından özel sektör temsilcileridir. Her iki kesim de “görmedim, duymadım, bilmiyorum” dedi. Hem de sizlerin önünde, iletişim araçlarına yansıyan büyük demeçlerle…

Aslında bu sorunun yanıtı masallarda; bir gün bir peri gelmiş, elindeki sihirli değneği şöyle hafifçe oynatmış. Her yer pırıl pırıl olmuş, bütün insanlar mutlu ve mesut bir şekilde yaşamışlar. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine…

Gerçek hayatta ise manzara biraz daha farklı. İlk adım hükümetten geldi. Ekonomi ve siyasi ödevlerden bunalınca, Başbakan Tayyip Erdoğan istihdam sorunlarından ve başta da işsizlikten kurtulması gerektiğine karar verdi. Yaptığı bir açıklamada bu sorunun kendilerinin sorunu olmadığını, özel sektörün sorunu olduğunu belirtti. Hükümet göreve geldiği ilk günlerde “istihdam” sözcüğünü daha sık kullanırdı. “İşsizlik” gibi kelimeleri daha sık cümle içine yerleştirirdi. Sonra söyleyecek ve söylenecek başka bir şey kalmadığına kanaat getirmiş olmalılar ki sorunu inkar eder oldular.

Geçmişte Milli Eğitim Bakanlığı koltuğunu dolduran bir büyük devlet adamımız da okullar olmasa milli eğitimi yönetmenin hiç de zor olmadığını söyleyerek tarihe geçmişti… Sorunlar arasından iyisini kötüsünü seçmek, bunu yaparım onu yapmam diye ayırım yapmak; bu benim değil senin sorunun demek… Ülkeyi yönetmeye talip olanlar için nasıl bir cümledir anlaşılması mümkün değil. Bu yetmezmiş gibi, hükümetin istihdamın kendi ajandalarında bulunmadığını ilan etmesinden  birkaç hafta sonra, özel sektör temsilcilerinden de ses yükseldi. Madem hükümet sahiplenmiyor, onlar sahiplenecek değil tabii. Sonuç, sorun ortada. Diğer bir ifadeyle sorunun sahibi sizsiniz. Buyurun nasıl isterseniz kullanın. Hayırlı uğurlu olsun.

Daha önce de defalarca yazdığım için kendi görüşlerimi uzun uzun tekrar etmenin yararını görmüyorum. Özetlemem gerekirse; sorun bir yönetim sorunudur, tabii ki hükümetler gereken karar ve önlemleri alacaktır. Ülke sorunlarını daha iyi çözebileceklerine inandıkları için  göreve talip olmuşlardır. Halk onları bir öncekilerden daha iyi iş yapacaklarına inandığı için seçmiştir. Sanırım bu noktada hiçbirimizin bir kuşkusu yok. Demokrasilerde sistem böyle işliyor. Seçimle gelenler, yarış öncesi verdikleri vaadleri seçildikten sonra yerine getirmek durumundalar. Diğer yandan tüm sorun onların mıdır? Tabii ki hayır. Özel sektörü temsil ettiğini ifade eden, bir şekilde belli grup, kuruluş, dernek vs. başında olanlar, orada bulunma nedenleri olan çözüm üretme ve uygulamada alternatif yaratma gibi alanlarda kendilerini ortaya koymakla yükümlüdürler. “Benim sorunum değil” deyip kenara çekilme lüksüne kimse sahip değildir. Kaldı ki bu ciddi bir toplumsal sorundur.

İstihdam sorununu sahiplenmek gibi bir soruyla karşılaşmış olduğumuz için ne tür duygular taşımam gerektiğini bilemedim. Seçeneklerim şunlardı; şaşırmam gerekiyor… kızıp öfkelenmem icap ediyor… lanet olsun diye bağırmam gerekiyor… Boş vermem gerekiyor…

Sonra aklıma siz geldiniz. En sağduyulu kesim. Neden sizin ne düşündüğünüzü sormayalım? Fikrim şu, hükümet temsilcileri, özel sektör temsilcileri ve diğerlerinin hepsinden daha mantıklı, akıllı çözümler geliştirmişsiniz. Fikirlerinizi gerekli olan kimselere duyurmak da benim görevim.

Hükümetimizin saygıdeğer üyeleri, özel sektörümüzün güzide temsilcileri, halkın ne düşündüğünü öğrenmek isterseniz, istihdam konusunun kimin sorunu olduğuna hala karar veremediyseniz, istihdam problemiyle ilgili görev ve sorumlulukların kimde bulunduğunu öğrenmek isterseniz lütfen aşağıdaki satırları okuyun.

Türkiye Konuşuyor

  • Özel sektör çözecek tabii ki… Devletin her aldığı atıl istihdam, bu ülke vatandaşının cebinden vergi olarak çıkıyor. Devlet bu kadar savurgan olma lüksünde değil… Rekabeti öğrenmeliyiz… AB’ye de gireceğimizi sanmıyorum.
  • Türkiye’nin istihdam sorununu kimin çözeceği; belki dünya barışını kimin sağlayacağını ya da kıyametin ne zaman kopacağını bilmekle eşdeğerde olan bir soru. Bana göre istihdam sorununu sivil toplum kuruluşları çözecek. İnsanların canına tak edecek, büyük eylemler yapılacak, hükümetin, AB ve ABD’nin çıkarlarına gelmeyecek ve yapılması gereken ilk iş gibi görülecek… “İşsiz-STK-özel sektör-hükümet-AB-ABD” koordinasyonu ile çözüleceğini düşünüyorum…
  • Bence istihdam sorununu Türkiye’de özel sektör ve devlet bir arada çözer. AB ya da ABD’nin bir katkı yapacağını sanmıyorum. Bireysel çabalar önemli de olsa, ülkemizde her şey sonunda devlete dayanıyor. Özel sektör de devletten kopamıyor. Çünkü her kilit noktada devlet var. Devletle yoğun bir ilişki kaçınılmaz, ülkemizin açık bir gerçeği bu. Uzun yıllar da bu sürecek gibi. Devletse bu yükü atmak istiyor.
  • İş sorununun Türkiye’de çözülmesi için bence, hem devlet hem de özel sektör birlikte hareket etmek zorunda. Devletin özel sektöre, özel sektörün de devlete yardım etmesi gerek. Bir de kamu sektöründeki işlerde torpil olmaması, elemana uygun iş değil, işe uygun eleman olması gerekir.
  • Devlet özel sektörü yatırım yapmak için kıpırdatacak. Yatırım alanları açma, yeni pazarlar oluşturma ve tabii ki vergi muafiyetleri oluşturacak. Atasözü; elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulmaz.
  • İstihdam sorununu özel sektör çözer. Çünkü devletin küçülerek sadece güvenlik, eğitim ve denetim mekanizmalarında kalarak işlevini sürdürmesi gerekir. İleri toplum düzeyini yakalamak için kafa yapımızı değiştirerek, hep ileri bakmamız gerekir. Bir de sağlık devletin kontrolünde olmalı.
  • Bence; bir başkası gelip de bu problemi çözmez. Sonuç itibariyle, diğer ülkelerde de kanayan bir yara işsizlik. Bence devlet ve özel sektör ya da özel devlet biraz olsun merhem olmaya çaba göstermeli…
  • Mantıksal olarak düşünürsek bu sorunun cevabı olarak tek çıkan şey iktidar oluyor. Biz bir cumhuriyette yaşıyoruz ve özgür irademizle ülke sorunlarını çözmeye aday olduğuna inandığımız bir partiye iktidar olma fırsatı veriyoruz. Dolayısıyla çözüm iktidardadır, çözecek güç iktidardır.
  • İstihdam sorunu makro düzeyde bir sorundur. Bu yüzden sanayi odaları, sendikalar ve devletin bir araya gelerek ortaklaşa bir çözüm üretmeleri daha doğru olur diye düşünüyorum. Sanayi bölgelerinin daha verimli şekilde düzenlenmesi yoluyla göçün önüne geçmek, eğitimde yapılacak düzenlemelerle uygun görülen sektörlerin ihtiyaçlarına yönelik mesleki eğitimler vermek dinamik bir karar mekanizması gerektirse de en yerinde çözümler gibi gözüküyor.
  • Kanaatime göre Türkiye’deki istihdam sorunu diğer sorunların toplamından daha önemli ve acil bir sorundur ve buna AB de dahildir. Ayrıca AB’nin hukuki alanda özellikle birey hakları konusunda olumlu etkileri olmakla birlikte, istihdam sorununu artırıcı fonksiyonu olacaktır. Çünkü KOBİ’lerin rekabet gücü azalacak ve zamanla yok olacaktır. İstihdamın artmasının en önemli yolu ise, KOBİ sayısını artırmak ve rekabet edebilir seviyeye gelmelerini sağlamaktır.
    Bu da devlet ve özel sektörün koordine hareket etmesiyle mümkün olacaktır. Gümrük birliği gibi uygulamaları yeterli altyapı olmadan kabullenmenin acılarını hala yaşamaktayız. Devlet bunlara özellikle dikkat etmeli ve sermaye sahipleri de yatırım yapmaktan kaçınmamalıdır.
  • İstihdam sorunu devlet ve özel sektör işbirliği ile çözülebilir. Fakat öncelikli olarak devlet zemin hazırlamalı, gerekli bürokratik düzenlemeler yapılmalı, engeller kaldırılmalı. Sonrasında ise devletin yatırımlarının projelendirilmesi, bunların denetlenmesi, bu denetimlerin dışarıdan, meclisten bağımsız yapılabilir hale getirilmesi gerekmektedir. Böylelikle dağ başlarında kombinalar kurulup işletilememesi ve zarar ediyor gibi nedenlerden dolayı verimli olabilecek kuruluşların özelleştirilmesinin önüne geçilmesi sağlanmalı. Kısaca daha şeffaf, sorgulanabilir bir düzen sağlanmalı. En son olarak, özel sektör yatırımlarına denetimli destek sağlanmalı, gerekli yurtdışı ticari anlaşmalar devlet tarafından zamanında ve gerektiği gibi yerine getirilmeli, teşvik sağlanmalı ve yol gösterilmeli.
  • İşsizliğin kaynağının Türkiye şartlarında fikrimce temel birkaç sebebi var; verilen eğitimin uygulamaya yönelik olamaması, işe alımda Avrupa ve özelikle ABD standartlarının uygulanmaya çalışılması, fakat düşünce yapısı ve iskeletin Türk’i nitelikte dirsek temasına dayanması ve en önemlisi fırsat eşitsizliği vb. Sizce toplum olarak biraz değişmemiz ve yeni bir altyapı oluşturmamız gerekmiyor mu?
  • Türkiye’deki bir sorunu neden başka ülkeler çözsün? Tabii ki çözülecekse biz çözeceğiz. Türkiye’deki yetişmiş insanlar desteklensin ve özel sektöre fırsat verilsin, bu işin altından kalkılabilir.
  • İstihdam sorununu galiba IMF çözecek. Size sorum şu, eğer bir ülkede tüm ekonomik ve kamusal düzenlemeleri IMF diye uluslararası bir organ yürütüyorsa, bunca milletvekiline ve başbakana ne gerek var? Yazık değil mi bu millete? Onların maaşlarını da bizler ödüyoruz. Ne gerek var?
  • Bu ülkede önce eğitim sorunu çözülmeli. Sonrası gelmez mi?
  • Fakülteden mezun olalı 3 yıl oldu ve bu süre içerisinde benim ve arkadaşlarımın yaşadığı iş arama sürecinin en keskin sorunu, deneyimli olmaktı. Yaşamımız, okuldan mezun olduğumuz anda bu kilit kelimeye takılı kalmıştı. Bu ülke hiç mi genç, deneyimsiz profesyonellere ihtiyaç duymuyordu. Bu noktada tek bir sorun ortaya çıkıyordu, bu ülke üretmiyor (işgücü, mal, hizmet). Üretmeyen ülke sorunlarını çözebilir mi?

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir