Alem Gidiyor Aya… Biz Neden Kalıyoruz Hep Yaya?

Yıl 2004. Artık kaybedecek zaman yok. Türkiye vizyonunu belirlemeli. Türkiye için geleceğin sektörü bilişim. İrlanda, Hindistan, İsveç ve İsrail vizyonlarını bilişim olarak belirleyip yıllar önce yola çıktılar. Bugün geldikleri nokta ortada… Peki ya Türkiye ne yapıyor?

Yeni yıl her zamanki gibi hızlı başladı. Maşallah! Birbirinden ilginç haberler yayınlandı, açıklamalar yapıldı. Bereketli bir yıl geçireceğimiz ortada. Özellikle ayın 4’ü. Ne bereketli günmüş o öyle. Siz de okuyunca inanamayacaksınız.

Sizin için geçen haftadan birkaç haber derledim. Siz görmediyseniz, ben gözünüze sokayım dedim. Haberiniz yoksa ben söyleyeyim, Türkiye geleceğini inşaatta arıyor. Bizim dışımızdaki tüm ülkeler ise bilişimden pay kapmak için kıran kırana mücadele veriyor.

Varsın olsun, bizim geleceğimiz yetiştirip işsiz olarak turşusunu kurduğumuz eğitimli gençler yerine, eğitimsiz inşaat işçilerinde… Varsın olsun… Bizde kaybedecek zaman da çok, kolaycılık ve popülist yaklaşım da… İnsan kaynağı mı? Ondan daha fazla hiçbir şey yok… Denizde kum bizde insan. Bozdur bozdur harca.

4 Ocak 2004 – Başbakan Erdoğan, Türkiye’de en büyük sorunun işsizlik olduğunu belirtirken, inşaat sektörüne ağırlık vererek bunu aşmayı hedeflediklerini söyledi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, inşaat sektöründe yüzde 19’a varan daralmanın bu sektöre verilen desteklerle aşılacağını belirterek, bunun işsizlik oranına olumlu yansıyacağını kaydetti. 2004 yılında inşaat sektöründe bir patlama beklediğini belirten Erdoğan, “İnşallah inşaat sektörüyle bu sorunu çözeceğiz.” dedi. 2003 yılında bin 600 kilometre duble yol, 11 bin toplu konut yapıldığını açıklayan Başbakan, 2004 yılında 3 bin kilometre duble yol, 90 bin toplu konut inşa etmeyi hedeflediklerini söyledi.

Bilmem yolunuz Trakya’ya düşüyor mu? Çıkın İstanbul’dan, Edirne’ye kadar gidin. Çok yol değil, kat edebilirsiniz. Biliyorsunuz, Türkiye’nin en verimli toprakları arasında gösterilir Trakya. Ama artık toprak yok. Eskidenmiş. Şimdi betonarme evler var. Hepsi boş. Vaktiyle konut, toplu konut, yazlık konut olarak yapılmış. Satmak isteyenler, satacak adam bulamıyor.

Bu örneği beğenmediniz herhalde, Trakya’ya gitmeyin o zaman. Beylikdüzü yeterince yakın herhalde… Toplu konuttan başka bir konut yok. Çoğu boş. İlk kalkınma hamlemizin ürünü. Böylece seramikçiler, tuğlacılar, çimentocular çok zengin oldular, çok…

Başkaları nasıl zengin olmuş, öğrenmek ister misiniz?

  • Yazılım konusunda yıldızı parlayan ülkelerden İrlanda, Avrupa’da satılan PC’lerin üçte birini üretiyor. İrlanda’da yabancı sermayeli firmaların ciroları toplam ekonominin yüzde 30’unu oluştururken, ihracatın yüzde 40’ını yine bu firmalar yapıyor.
  • Hindistan’da bilgi teknolojileri sektörü 1991-2000 yılları arasında ortalama yüzde 50 büyüdü. Cisco, IBM, Microsoft, General Electric gibi uluslararası teknoloji şirketleri Hindistan’da yazılım geliştirme merkezleri kurdular.
  • İsveç’te işgücünün yüzde 20’si yabancı şirketlerde çalışıyor. Yüksek internet ve mobil internet penetrasyonu sayesinde birçok teknoloji firması İsveç’i 3. Kuşak (3G) telekom üretenleri için uygulama merkezi olarak seçti.
  • Evlerde en çok kişisel bilgisayar olan ve kişi başına patent üretiminde dünya ikincisi olan İsveç, IDC tarafından 2002 yılında dünyanın en ileri BT ülkesi seçildi.
  • İsrail’de 2 binden fazla yüksek teknoloji firması bulunuyor. İsrail, Amerikan borsalarında işlem gören 80 yüksek teknoloji şirketi ile Amerika ve Kanada’dan sonra 3. sırada geliyor.
  • Sanayi sektöründe bir kişiyi istihdam etmek için, 80 ile 100 bin dolar, turizmde 50 bin dolar, tarımda 40 bin dolar yatırım miktarı gerekirken, bilişim sektöründe 2-3 bin dolar yetebiliyor.
  • Türkiye internet kullanımında 44 ülke arasında 36. sırada gelirken, bilgisayar sayısı konusunda 48 ülke arasında 39. sırada geliyor.

4 Ocak 2004 – Başlatılan “İnsan Gücü Planlaması” ile iş piyasasının hangi niteliklerde ne kadarlık bir istihdama ihtiyaç duyduğu belirlenirken, iş gücü arzının buna göre şekillendirilmesi hedefleniyor. Bu çalışma için üniversite ve Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği gerektiği de ifade edilirken, eğitim hayatının iş hayatı ile bütünleştiği bir yapının ortaya konulması gerektiği kaydediliyor. AB sürecinde belli sektörlerin de ön plana çıkacağı hatırlatılırken, AB iş piyasası, öne çıkacak sektörler ve Türkiye’nin uzun vadeli 2023 Planını dikkate alan bir çalışmanın ortaya konulacağı belirtiliyor.

Cek cak… Cek cak… Ne zaman olacak bütün bunlar? Ne zaman yapılacak bu araştırma da, uygulamaya konacak? Geride kalan bütün çocuklar kayıp kuşak mı olacak? Cek cak… Cek cak… Neredeydi aklınız? Ama seyredin şimdi komediyi, ne planlama olur o planlama… Bizim devlette sinerjiden geçilmez. Görürsünüz çok can yanar.

Küçük bir örnek size YÖK’ün belirlemiş olduğu kontenjanlara göre bilişimle ilgili 4 yıllık bölümlere 2002 yılı içersinde bilgi teknolojileri ve enformasyon kontenjanı 200 öğrenciydi. Halen ülkemizde yaklaşık 6,000 bilgisayar mühendisi var. Türkiye Bilişim Vakfı’nın araştırmalarına göre, Türkiye’nin bilgi toplumu olabilmesi için ihtiyaç duyulan bilişim uzmanı 2000 yılında 70 bin civarındaydı. Cisco ve IDC’nin (International Data Corporation) raporlarına göre Türkiye’deki bilgisayar ağları uzmanı açığı 2002 yılı için 12 bin, 2003 yılı için ise 20 bin kişi olarak tahmin edilmişti. Altı bin bilgisayar mühendisine her yıl mezun olanları katıp, yurt dışına transfer olanları da düşersek Batı’yı sayıca ancak 50 – 60 yıl sonra yakalamamız mümkün olacak.

Merak ediyorsanız; Hindistan’da IT konusunda çalışan 520 bin civarında mühendis olduğu tahmin ediliyor. Ortalama 900 civarında yazılım evi ve bu alanlarda çalışan binlerce firma var. Araştırmalara göre muazzam bir istihdam, batıdan doğuya doğru kayacak. Sektör analisti Forrester Research şirketinin yaptığı bir tahmine göre; 2015 yılına kadar, Amerika’daki matematik ve bilişim teknolojisi bilmeyi gerektiren 3.3 milyon beyaz yakalı iş Rusya, Hindistan ve Çin’e kayacak. 3.3 milyon pozisyonun yıllık ücretleri toplamı veya Amerikan ekonomisine veya işverenlere yıllık maliyetleri toplamı 138 milyar dolar. Hindistan, şu anda bu konuda yüzde 90 civarında pazar payı ile dünya lideri. Hindistan’ın elde ettiği gelir, 2003 yılı sonu itibarıyla, 9 milyar dolar.

Türkiye henüz bu işin farkında bile değil. Geçmişten farklı olarak bugün işsizliğin tek nedeni ekonomik sıkıntılar değil. Artık pek çok iş tarihe karıştı. İşte işsizliğin anahtarı da yeni işler yaratmak. Ekonomistlere göre yeni iş alanları yaratacak olan en önemli sektör de bilişim teknolojileri.

4 Ocak 2004 – Türkiye’nin, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü ülkeleri içinde işsizliğin en yoğun yaşandığı dördüncü ülke konumunda bulunduğu bildirildi. Türkiye’de işsizlik oranının 2000’de yüzde 6.6, 2001’de yüzde 8.5, 2002’de yüzde 10.6 ve 2003 Ağustos ayı itibariyle yüzde 10 olduğu belirtildi. Hak-İş’in raporunda, 2003 Ağustos ayı itibariyle OECD ülkeleri içinde Polonya, Slovakya ve İspanya’nın ardından işsizliğin en yüksek yaşandığı dördüncü ülkenin Türkiye olduğu ifade edilerek, “Gelişmekte olan ülkelerde işsizlik, açık ve gizli işsizlik olarak ortaya çıkarken, faal nüfusun genelde önemli bir bölümü de gelişmiş ülkelere göre düşük verimlilikle çalışmaktadır.” denildi.

Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE) geçen hafta 2003 III. Dönem (Temmuz, Ağustos, Eylül) göre işsiz sayımız 2 milyon 328 bin kişi ve işsizlik oranı yüzde 9,4. DİE verilerine göre 2003 Eylül ayı itibariyle Türkiye’de toplam çalışanların sayısı 22 milyon 411 bin kişi olarak gerçekleşmiş. Geçen yıl aynı dönemde çalışanların sayısı ise 2 milyon 833 bin kişi ile karşılaştırıldığında toplam istihdam, yani toplam çalışan sayısı 422 bin kişi azalmış.

Başkalarının ne yaptığına bakalım mı;

İrlanda genç nüfusu eğitti. Telekomünikasyon altyapısını değiştirdi. Yabancı yatırımcılara cazip şartlar sundu. Bilişim konusuna stratejik önem verdi.

İsveç’te, ARGE yatırımlarına özel koşullar getirildi. ARGE harcamalarının üçte birini kamu sektörü, üçte ikisini ise özel sektör üstlendi. Teknoloji kullanımının artırılması için özel şirketlerin çalışanlarını bilgisayar sahibi yapmaları için vergi avantajları sağlandı. Yabancı firmalara düşük vergiler, iyi yetişmiş işgücü ve gelişmiş altyapı avantajları sunuldu.

Hindistan, deregülasyon çalışmaları, ülkeyi yabancı yatırımcılar için cazip hale getirdi. Hükümet serbest ekonomiyi destekledi. Yatırıma gelen firmalara şirket kurma kolaylıkları, vergi muafiyeti ve gümrük gibi imkanlar sağlandı.

İsrail, teknolojiye odaklandı, liberilizasyon, özelleştirme ve düzenleme çalışmaları gerçekleştirdi. Öncelik, telekomünikasyon alt yapısının iyileştirilmesine ve ARGE’nin desteklenmesine verildi. Girişimcilerin yüksek teknoloji içeren yeni ürünleri geliştirmeleri desteklenerek ilgili projelere iki yıl boyunca, yılda 350 bin dolar ve kuluçka (İnkübasyon) hizmetleri sunuldu. Özel sektörün ARGE’ye yatırımlarına vergi avantajları sağlandı. Yabancı yatırımcılara özel avantajlar getirildi.

6 Ocak 2004 – Kamunun 2004 – 2006 arasında 20.7 milyar Euro yatırım gerçekleştirmesi beklenirken, en büyük payın 5.1 milyar dolarla ulaşıma verilmesi öngörülüyor. Devlet 2004 – 2006 yılları arasında, 20.7 milyar Euro tutarında yatırım gerçekleştirmeyi hedefliyor. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) verilerine göre, yatırımlara 2004 yılında 6 milyar 287 milyon Euro tutarında ödenek ayrılacağı tahmin ediliyor. 2004 – 2006 döneminde kamunun sektörler itibariyle yapmayı planladığı yatırımlar şöyle (Milyon Euro): Tarım 1,928; Madencilik 570; İmalat 409; Enerji 3,851; Ulaştırma-haberleşme 5,130; Turizm 180; Konut 21; Eğitim 3,452; Sağlık 1,917; Diğer kamu hizmetleri 3,245.

Türkiye Bilişim Sanayicileri Derneği’nin (TÜBİSAD) yaptığı bir çalışmaya göre, sektörlerin ‘yatırım – katma değer karşılaştırmasında, yıllık ortalama kişi başına yaratılan katma değer, tarımda 6 bin dolar, sanayide 13 bin dolar, hizmetlerde 18 bin dolar olarak gerçekleşirken, bilişimde 32 bin dolara kadar ulaşabiliyor. Ayrıca, bir kişiyi istihdam etmek için gerekli yatırım miktarı, sanayide 65 bin dolarken, bilişimde yatırım miktarı 5 bin dolara düşüyor. İrlanda, İsveç, İsrail, Hindistan… Bu dört ülkenin ortak özelliği, yakın geçmişte, ulusal bir politika olarak bilişime yönelmeleri. Hükümetler yatırım teşvikleriyle bilişimi destekledi. Özel sektör bilişimle ilgili ulusal politikalarda oldukça atak davrandı. Teşvikler yabancı sermayeyi çekti. Ve bu dört ülkenin tamamında çok iyi sonuçlar alındı.

Yıl 2004

Türkiyem, uyanman gerekiyor. Atı alan Üsküdar’ı çoktan geçti. İnşaata tabii ki yatırım yapılmalı. Ama Türkiye kendisini kurtaracak sektör olarak inşaatı seçmemeli. Türkiye için geleceğin sektörü bilişim. Türkiye kendi kaderine sahip çıkmak zorunda. Dünün ya da bugünün işlerini bir yana bırakıp, yarının işlerini anlamalı. Kolları sıvamalı. Türkiye’nin vizyonu daha farklı olmalı.

 

Paylaş

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir