Akut Kutuplaşma

Dünya Ekonomik Forumu yine bizsiz başladı. Biz yine dünyanın tartışma noktalarından birinde varlık gösteremeden hatta gözlerin aramadığı bir ülke olarak uzaktan izliyoruz, o da izliyorsak gerçekten… Bu platformu gereksiz önemsediğim düşünülmesin, Dünya Ekonomik Forumu çok da isabetli bir platform değil, bazı yerlerde görünmek iyidir aman resimde yer alalım gerekçesi de anlamsız çok basit; dünya bensiz/bizsiz dönmemeli. Yalnızca gerginlik alanlarında oyuncu olmak değil bize yakışan fikir tartışmalarında da bizsiz dönmesin o dünya!

Canlı ya da geriden takibi mümkün, zamanınız olduğunda okuma ya da izleme yaparak izlemenizi öneririm. Her yıl olduğu gibi Edelman Güven Barometresi 2023 duyurusu yapıldı.

Ne çıktı?

Edelman Güven Barometresi de yılgın görünüyor. Dünyanın çapında hizmet firmasının başkanı Richard Edelman sözlerine “Hani 2022’de artık bu karamsarlığı atacaktık…” gibi bir tonla başlamış!

Makro mikro her tür baskı, enflasyon, nükleer savaş korkusu, teknoloji kaynaklı istihdam düşüşü ve iklim değişikliğinin yarattığı sorunlarla buluşup büyümüş.  Toplumda güvensizlik “akut kutuplaşma”ya dönüşmüş. Müdahale olmazsa, kurumsal güven krizinden kişiler arası güven krizine doğru önlenemez bir geçiş göreceğimiz öngörüsü yapılıyor. Tarihi dizilerden öğrenen bir kuşak olarak gözümüzde canlandırmak için Netflix serileri ve hatta içlerinden Viking maceralarına bir göz atılabilir.

Rapor, güveni etkileyen dört güce işaret ediyor.

  • Ekonomik Performans ve Gelir Beklentileri.
  • Kurumsal Dengesizlik.
  • Kitlesel Sınıf Bölünmesi.
  • “Gerçek” Savaşı.

    Dikkatimi çeken bulguları paylaşıyorum;

·      Tek bir “gelişmiş ülke” halkının yüzde 36’sından fazlası, gelecek 5 yılda daha iyi durumda olacağından emin değil. Gelişmemiş ülkelerde yaşayan halkların duygularını siz düşünün… Rapor “Fukuşima felaketinden de düşük” benzetmesi yapmış.

·      Raporda iş dünyası, yetkin ve etik olarak görülen tek kurum. Hükümet etik dışı ve yetersiz olarak görülüyor. Bunun kaynağı, pandemi, iklim krizi, Rusya’yı savaş yüzünden terk eden 1000 kadar markanın yarattığı duygu.

·      İncelenen tüm ülkelerin dörtte üçünde halklar arasında çift haneli boşluk var. Tercümesi şöyle: Aynı ülke vatandaşları çok farklı gerçekliklerde yaşıyorlar.

·      Medya, İş dünyası, Devlet ve STK’lar arasında en az güvenileni.

·      Yanıt verenlerin yaklaşık üçte ikisi küresel olarak toplumda benzeri görülmemiş bir nezaket ve karşılıklı saygı eksikliği gözlemliyor.

·      Kutuplaşma ideolojiyi kimliğe dönüştürüyor. Bir konu hakkında güçlü duygular besleyenler arasında ezici çoğunluk, aynı fikirde olmadıkları insanlara yakın yaşamayı ve hatta onlara yardım eli uzatmayı reddediyor.

·      Katılımcıların yüzde 20’si kendi bakış açılarına katılmayan bir kişiyle birlikte çalışabileceklerini ifade ediyor.

·      Belli ki, bu görüşler yerleşik hale geldikçe, hiçbir kuruma güven kalmayacak. Sonuç olarak ucu bucağı belirsiz dev bir sistemik değişiminden geçiyoruz. Tek parça çıkmaya çalışmak yetmez, bunu düzeltmek zorundayız.