- Başkasını Ne zaman ve Neden dinleriz?
- Seçmen Nasıl Etkilenir?
- Nasıl Karar Veririz?
Brezilya ile Sırbistan 25 Ekim’de, İsrail 27 Ekim’de sandığa gitti. ABD’de Salı (3 Kasım) günü ara seçim var. Yılın başından beri Japonya’dan Bangladeş’e, Macaristan’dan Kolombiya’ya uzanan seçim takvimine Kasım ayında Yeni Zelanda ve İspanya, Aralık ayında Gambiya ekleniyor. Seçimlerin etkilediği insan sayısı, oy kullanabileceklerin çok üzerinde. Brezilya’da yaklaşık 159 milyon kayıtlı seçmen, ABD’de yaklaşık 250 milyon yetişkin vatandaş olduğunu unutmayalım. Diğer ifadeyle yüz milyonlar kritik karar aşamasını ya geçti ya geçmek üzere.
Seçimlere ilgi duyulmadığı yönünde baskın bir kanı var, ben tam öyle diyemeyeceğim. Seçim coğrafyalarında iletişim her zaman başrolde.
ABD merkezli kamuoyu araştırma kuruluşu Gallup’un 1–19 Ekim araştırmasında yetişkinlerin yüzde 56’sı yaklaşan seçimi “çok fazla” düşündüğünü söylüyor. Gallup’ın seçim ölçümleri 1958’e uzanıyor. Bu seçimin, bugüne kadar gerçekleşen ara seçim serisinde ölçülen en yüksek ilgiye sahip siyasi kampanya olduğunu ifade ediliyor.
Nebraska–Lincoln Üniversitesi’nde insanların siyasi bilgiyi nasıl değerlendirdiğini araştıran siyaset bilimci Dona-Gene Barton, hakemli American Politics Research dergisinde yayımlanan çalışması, 2016 ABD başkanlık kampanyasına ilişkin verileri kullanıyor. Haber bombardımanında ezildiğini hissedenler, seçim haberlerinden bilinçli biçimde kaçınmaya daha yatkın. Seçmen, kararı vermesi gereken an-tarih sabit, dikkati sınırlı, ulaşan her bilgiyi inceleyemediğinde, “kime güveneceğim?” kararının parçasına dönüşüyor. Haberden bilinçli kaçınmakla haberleri takip etmeyi bırakmak, ayrı ayrı incelenmiş. Her iki davranışla da tutarlı ilişki gösteren iki unsur var, siyasi ilgi ve hissedilen haber yükü. Yaş, gelir, eğitim süresi veya partiye bağlılığın gücü bu modellerde anlamlı bir ilişki göstermiyor. Hedef kitleyi “gençler”, “üniversite mezunları”, “kadın erkek” diye tanımlamak yeterli değil. İnsanların konuya ilgisini ve ne kadar bunaldıklarını da anlamak gerekiyor. Barton, hangi mesajın, kişinin dikkat düğmesini açıp kapattığına bakmak gerektiğini söylüyor.
Yumuşak olan neresi?
Harvard Üniversitesi’nde uzun yıllar eğitim veren siyaset bilimci Joseph Nye’ın geliştirdiği “soft power” konsepti, toplumda hedeflenen sonucu, ikna yoluyla elde etme gücünü anlatır. Bu stratejide kültür, değerler ve politikaların başkaları için taşıdığı cazibe örneğin sinema, müzik gibi birleştiren unsurlar siyasi güç tartışmasında kullanılır. Yumuşak temasla hayli ürkütücü bir gelecek pekala tatlı tatlı anlatılabilir. Nye, çalışmalarında kamu diplomasisini üç ayrı zaman ölçeğinde ele alıyor: gündelik politika açıklamaları; belirli temalar etrafında geliştirilen stratejik iletişim; burslar, değişim programları ve kişisel temaslarla yıllar içinde kurulan ilişkiler. Tek bir mesajla uzun vadeli güven aynı yöntemle üretilemiyor.
Nye’ın çalışmalarının üzerine gelişen bugünkü yaklaşım ise sabırla sürdürülebilirlikle işlenen iletişimi, adeta “aciliyet-panik-karambol bombası”na dönüştürüyor. Bugünü ne anlatır; sabırsız iletişim. Mesajlar, teknoloji sayesinde daha hoyrat, daha keskin, daha çabuk, daha korkutucu…
Önce radarımızdan çıkmış coğrafyalara değinmek istiyorum; Macaristan’da 12 Nisan seçimi öncesinde korku, 33 saniyelik bir aile dramına sığdırıldı. Başbakan Viktor Orbán’ın partisi Fidesz’in yayımladığı yapay zeka üretimi videoda, küçük bir kız babasını bekliyor; mesaj, muhalefet kazanırsa ülkenin Ukrayna savaşına sürükleneceğini söylüyordu.
Bangladeş ve Kolombiya’da gerçekmiş gibi sunulan içerikler kişisel ekranlara taşındı. AB seçim gözlem heyeti Bangladeş’de en az 20 dezenformasyon vakasının her birinin 24 saat içinde bir milyon görüntülenmeye ulaştığını bildirdi. Kolombiya’da 31 Mayıs başkanlık seçiminin ilk turunda eski ya da gerçek dışı asayiş haberleri sosyal medyada o gün yaşanıyormuş gibi dolaşıma çıkarıldı.
Lula – Sırp Öğrenciler – Netanyahu
Brezilya Cumhurbaşkanı Luiz Inácio Lula da Silva, 81 yaşında, sendikacılıktan devlet başkanlığına yükselmiş, Latin Amerika solunun en etkili siyasi liderlerinden biri. Metal işçiliği ve sendika liderliğinden gelen Lula, kesintili de olsa yaklaşık 12 yıldır yönetimde. Brezilya seçimleri çok heyecanlı geçti. Lula, ilk turu yaklaşık 2,2 milyon oy geride bitirince, ikinci turda 80’lik değil 18’lik performans gösterdi. Kampanyasının iletişimini yeniden ele aldı. Gençlere, kadınlara ve sandığa gitmeyenlere ulaşmaya gayret etti. Egemenlik ve kritik mineraller gibi ağır ve sofistike temaları terk etti, sosyal hakların kaybedilmesi ihtimalini öne çıkaran acil mesajlar verdi; “fırsat elden gidiyor”. Lula, selfie videolara yöneldi. WhatsApp kanalı, 10 milyonu aşan takipçiye ulaştı; destekçiler video paylaşmaya ve kampanyanın dijital yayılımına katılmaya çağrıldı. Yandaş seçmen birden bire Lula’nın askerlerine evrildi.
Sırbistan’da ise iletişimin gücü seçmen neredeyse oraya gitmek oldu. Daha dinamik, genç ve enerjikti. Öğrenciler ülke çapında mahalle ve ev ziyaretleri yaptı. Kampanya sandığa gitmeyenlere yöneldi. Gençler, tek sloganda birleşti; yolsuzlukla mücadele. Hareket iktidar partisini yenilgiye uğrattı. Her konuyu aynı anda anlatmanın her zaman güçlü bir program algısı yaratmadığını görmüş olduk. Brezilya’da da Sırbistan’da da mesaj kişisel ağlarla yayıldı.
İsrail’de yapay zeka ile üretilmiş kampanya videoları ve seçim günü kullanılan aciliyet dili, iletişim eksenine oturdu. Seçim günü Netanyahu, Arap seçmenin yoğun katılımı üzerinden sağ seçmene, “Acil oy ver!” çağrısı yaptı. Herkes sandığa çağrıldı, adeta seferberlik iletişimi kurgulandı. Ülkede bir tür panik havası yaratıldı. Yöntem, zamanın daraldığını vurgulamaktı.
ABD= Harvard-Netfix-The Diplomat ve Musk
Dışarıdan bakınca, ABD’de aciliyet yokmuş gibi görünebilir… Başkan Trump’ın seri şekilde eyalet mitinglerine gitmesi, gazetecilere karşı kullandığı sert dil hatta hakaret… sıkışan zaman ve seçmen baskısı canhıraş bir duruma işaret ediyor. ABD zengin ülke, iletişimin; pazarlama – PR’ın beşiği. Renkli, şaşalı seçim salonları ülkenin özelliği. Ünlüler; sporcu, rapçi, fenomen… Hedef, karşı görüşteki herkesi ikna etmekten çok, yakın duran ama harekete geçmeyen kişiye katılım gerekçesi sunmak. ABD’de seçim değil, şölen renkleri ve acil sabırsız ve istikrarın yer yer kaybolduğu bir iletişim kampanyası var. İletişim rayından çıkmış gibi.
Eğlence dünyasına geçeyim; “The Diplomat” dizisini izlediniz mi? Kurgusu; ABD’nin Londra Büyükelçisi üzerinden diplomasi, iktidar, evlilik bağları, aşk cinsellik hikayeleri… Popüler ve güncel konular işleniyor. Büyükelçi, bir yandan uluslararası krizleri yönetirken diğer yandan kendi çevresindeki güç ilişkileriyle uğraşıyor. Bunları ekranda izlerken zaten eş zamanlı olarak benzer ve gerçek olayları, gerçek büyükelçiler, siyasiler ve bürorasi üzerinden izlemiş oluyoruz. Dördüncü sezonun 15 Ekim’de Netflix’te yayımlandı. Dış politika uzmanı olmadan rahat izlenebilmesi, günümüzle çok net ilişki kurulabilmesi yapımın başarısı.
Yapımın popüler yayılımı dışında entelektüel atağını da gözden kaçırmamak gerek. Harvard Üniversitesi’nde tartışma konusuna dönüşmesi ayrı bir boyut oldu. Dizinin yapımcısı Debora Cahn daha önce The West Wing ve Homeland üzerinde çalışmış bir senarist. 26 Ekim’de Harvard Kennedy School’da, Cahn, başrol oyuncusu Keri Russell ile karakterin esin kaynağı eski diplomat Samantha Power (Obama döneminde ABD’nin BM Büyükelçisi, Biden döneminde dış yardım kuruluşu USAID Başkanı, halen Harvard öğretim üyesi) kamu yöneticileri yetiştirmekle ünlü Kennedy School’da bir panelde buluştular. İzlemenizi öneririm. Yapımcı, Başkan Trump’ı doğrudan adlandırmadan anlatabilmek için başka bir ülkenin karakterinden yararlandıklarını söyledi. Tabii daha pek çok ilginç ayrıntı da verdi. Ayrıca Netflix, POLITICO işbirliğiyle Londra, Brüksel, Canberra ve Washington’da da gösterimler düzenlendiğini öğrendim. Bu arada, Harvard ve benzer pek çok “Ivy League” üniversitesinin Başkan Trump’ın gazabına uğradığını, bu yönetimle geleceklerinin de soru işaretli olduğunu unutmayalım. Herkesde bir aciliyet var!
Musk: Bildiğin haberlerin arasındaki bağı değiştirmek
Son örneğim Oscar ödüllü Alex Gibney’nin “Musk” belgeseli. “Musk” neredeyse 4 saat. Film boyunca arşivden alınan gerçek sözleriyle konuşan dijital bir Musk var. O konuştukça tüyleriniz ürperiyor. Musk külliyatını kesintisiz izlemek; güç – yalan – teknoloji – para – iktidar – dram – kültür – ıstırap – umursamazlık – seri felaketler – sapkın fikirler – hayal dünyası – macera – girişimcilik – siyaset pencerelerinden çok şey anlattı. Yönetmen, gezegenin sorunlarını çözecek mucit portresi yerine, “güç” portresi çizdiğini söylüyor. Bu filme ateş püskürmüş; durdurmak istemiş. Film, “Ara seçimlerden önce görmeniz gereken Elon Musk filmi” başlığıyla sunuluyor.
Yapımda, ilginç tanıklar konuşturuluyor. İlk eşi Justine Musk, trans kızı Vivian Jenna Wilson’ın arşiv görüntüleri, babası Errol Musk; Tesla’nın kurucu ortaklarından Martin Eberhard; yapay zekanın babası diye anılan Geoffrey Hinton; Amerikalı muhafazakâr sosyal medya fenomeni ve yazar, Elon Musk’la ilişkisinden çocuğu olan Ashley St. Clair da var. Kimi ağlayarak, kimi öfkeyle konuşuyor, “Onu çok seviyorum” diyen yok. Başkan Trump bağlantısı biyografinin sonuna eklenmiş. Güç arkadaşlığı ve güç zehirlenmesi. Filmde çok net bir şey var; Musk’ın acelesi var. Onunkisi hayat memat meselesi. İstediği yönetim gelmezse bitmiş! Açık açık da söylüyor… Başkan Trump kaybederse kendi geleceğinden endişesini hapse girmekle birleştiriyor…
Kaynak ve kapsam notları
- Brezilya TSE: seçmen büyüklüğü
- Pew Research Center: ABD seçmen nüfusu
- IFES seçim takvimi
- Gallup: seçimlere ilgi, 29 Ekim 2026
- Gallup: ekonomik değerlendirmeler, 28 Ekim 2026
- Dona-Gene Barton: üniversite profili
- Barton: araştırma özeti ve yayın bilgisi
- Joseph Nye: yumuşak güç ve kamu diplomasisi
- Reuters: Lula’nın kampanya değişikliği
- ABC: Lula’nın WhatsApp ağı
- Carbon Brief: seçim sonucunun COP17’de karşılanması
- OCCRP: KRIK Genel Yayın Yönetmeni ile söyleşi
- DW: İsrail seçimlerinde YZ
- Netflix: The Diplomat’ın dördüncü sezonu
- Harvard paneli: etkinlik bilgisi
- Harvard paneli: tam kayıt —
- Harvard Gazette: panel haberi
- Harvard Magazine: panel haberi
- Netflix: özel gösterimler
- Netflix: haftalık izlenme verisi
- Venedik Film Festivali: Musk ve yönetmenin açıklaması
- GQ: Gibney söyleşisi
- WIRED: Gibney söyleşisi ve tanıklıklar
- KPBS/NPR: Musk değerlendirmesi
- The Lever: Gibney ile seçim öncesi söyleşi
- Box Office Mojo: Musk gişe ve dağıtım verileri
- When To Stream: duyurulan dijital gösterim tarihi
- SEC: Kevin McGurn söyleşisi
Sık sorulan sorular
Acil iletişim nedir?
Bu yazıda acil iletişim, zamanın daraldığını ve bir kayıp ihtimalini vurgulayarak kişiyi hızlı davranmaya çağıran siyasi mesajları tanımlıyor.Yumuşak güç ile korku iletişimi aynı şey mi?
Hayır. Joseph Nye’ın yumuşak güç kavramı çekicilik ve iknaya dayanır. Bir tehlikeyi hikâyeyle anlatmakla kişiyi tehditle zorlamak farklı mekanizmalardır.The Diplomat ve Musk neden birlikte değerlendiriliyor?
Dizi, siyasi davranışları karakterler ve karar anları üzerinden anlatıyor. Belgesel ise tanıklık ve arşiv kullanarak güçlü bir kişinin kamu imajını yeniden tartışmaya açıyor.Çok izlenmek, seçmeni etkilemek anlamına gelir mi?
İzlenme ve takipçi sayıları erişim hakkında bilgi verir. Bir kişinin siyasi değerlendirmesini veya oyunu değiştirdiğini göstermek için ayrıca etki araştırması gerekir.