Sanmam, böyle teşhis duymamışsınızdır… Hiç evsizlikten çektiniz mi, yurdunuzdan yoksun kalmayı öğrendiniz mi, olduğunuz yerde yabancılaştınız mı hiç?… Bakın, bunlara “evet” diyor olabilirsiniz.
Dünyaca ünlü televizyoncu gazeteci Christian Amanpour, dünyaca ünlenen yazar Ece Temelkuran’a benzer sorular sordu. Amanpour “hasret” üzerinden konuk ettiği Temelkuran’la birebir 15 dakikalık söyleşi gerçekleştirdi; Batı’nın nerede yanıldığını sordu.
Ece Temelkuran, küresel fikir önderi olarak anılıyor, son kitabı “Nation of Strangers” (Yabancılar Ulusu) kısa süre önce yayınlandı. Temelkuran, 2016’dan bu yana sürgünde; Berlin ve Zagreb arasındaki yolculuğunu anlatıyor bu kitapta. “Yurtsuzlaşma” diyor. Sadece siyasi mültecileri değil; iklim krizi, ekonomik adaletsizlik ve otoriter rejimler yüzünden kendi evinde “yabancı” hisseden herkesi kapsıyor yurtsuzlar toplumu.
Dear Stranger-Sevgili Yabancı
Kitap, klasik bir deneme veya siyasi analiz değil; “Epistolary” (Mektup) tarzında kurgulanmış. Her biri “Sevgili Yabancı” (Dear Stranger) diye başlayan bölümlerden oluşuyor. Yazar, annesiyle olan özel diyaloglarını da aktarıyor, siyasal gelişmelerin konuşmayı sevmediğimiz yüzünü aktarıyor.
Orijinal olarak İngilizce kaleme alınmış. Şimdiden 10’dan fazla dile (Türkçe, Almanca, Fransızca, İspanyolca, İtalyanca dahil) çevrilmiş veya çeviri hakları satın alınmış. 2026 Women’s Prize for Non-Fiction (Kadınlar Kurgu Dışı Yazın Ödülü) aday listesinde. Gurur verici…
İletişim cilveli bir iştir. İşvesinden çekinirler. 15 dakikalık bir yayın, bir ülkenin bir yıllık PR kampanyasına bedel ve fazlası olabilir. İletişim cilveli olmasına o kadar cilveli ki, teknoloji yüzünden birbiri peşi sıra bize göz kırpıyor… biz neyi niye nasıl izlediğimizi kaçırıveriyoruz. Bugün bir kaç saat sonra İndeks Konuşmacı Ajansı Konuşmacı Ajansı sponsorluğunda TSİ 15:00’de Fikir Buluşmaları’nda “Hangi Haber Doğru, Hangi Fotoğraf Gerçek” başlıklı bir yayın yapacağım. Yıllardır AP Ajansı üst düzey yöneticisi Zeynep Tınaz Redmont’la konuşağız. Temelkuran Amanpour diyaloğu da şüphesiz konumuz olacak. Bu haber okumasına siz de davetlisiniz.
Amanpour Ne Sordu, Temelkuran Ne Dedi?
Amanpour, Temelkuran’ın bir önceki kitabı “How to Lose a Country” (Bir Ülke Nasıl Kaybedilir) üzerinden giriş yaptı. Ben iletişimci gözüyle nasıl izlediğimi ifade etmek üzere Amanpour’un ne tür sorular üzerinden yürüdüğünü aktarayım öncelikle… Böylece neden bu yayının çok izlendiğine ve izleneceğine dair pencere açayım;
“Bir Ülke Nasıl Kaybedilir” kitabınızdaki uyarılarınızın gerçekleştiğini görüp kendinizi bir tür “kahin” gibi hissediyor musunuz?
Bilmeyenler için kısaca özetler misiniz; bir demokrasiyi diktatörlüğe götüren o 7 adım nedir?
Yeni kitabınız “Nation of Strangers” (Yabancılar Ulusu) çok kişisel. Fiziksel ve kültürel evsizlikten bahsediyorsunuz; bu mektup formundaki kitabın özü nedir?
Kitapta annenizin size “Geri gelme” dediği o anı anlatıyorsunuz. Bu nasıl bir histi?
Dünyanın geri kalanı, özgürlüklerin kalesi olarak görülen Amerika’nın şu anki otoriterleşme sinyalleri hakkında sizce ne hissediyor?
Siyasal “Cassandra”
Kasandra Kompleksi, geleceğe dair uyarılarına kimseyi inandıramama durumunu ifade ediyor. Temelkuran, Batılı demokrasilerin “Bu bizim başımıza gelmez, bunlar olgunlaşmamış Müslüman ülkelerin sorunu” diyerek kibirli yaklaştığını söyledi. Otoriterleşmenin en büyük işaretlerinden birinin “rasyonalitenin bozulması” ve “utanç duygusunun yitirilmesi” olduğunu, bunun şu an Batı’da da yaşandığını vurguladı.
Evsizliğin sadece sürgünlerle sınırlı olmadığını; iklim krizi, savaşlar veya baskıcı rejimler yüzünden insanların kendi ülkelerinde, hatta kendi oturma odalarında bile “evsiz/yabancı” hissettiklerini anlattı. Umudu kırılgan bulduğunu, yerine insana ve onun direnme gücüne duyulan “inancı” tercih ettiğini söyledi Söyleşi, klasik bir “kitap tanıtımı” mülakatının ötesindeydi.
“Geri Gelme Kızım”
Temelkuran, söyleşide; annesinin, “geri gelme” dediğini aktardığında söyleşinin duygu yükü ağırlaştı. Amanpour, Temelkuran’ı sadece bir yazar olarak değil, Batı’ya “geleceğini gösteren bir ayna” olarak konumlandırdı. Temelkuran da kendisini bir “mağdur mülteci” olarak değil, Batı’nın yaklaşmakta olan felaketine karşı reçete sunan tecrübeli biri olarak konumlandırdı.
İkisinin sohbetini iletişimci olarak dinlerken kadın olarak onları duydum; “Annenin geri gelme demesi” veya sabahın ilk ışıklarında alınırım endişesiyle “pijama seçimi” gibi insani detaylar, soyut politik kavramlardan daha etkiliydi.
“Sen de İranlısın Bilirsin”
“Unhomed” (evsizleşme/yurtsuzlaşma) kavramını tartışırlarken, Amanpour, otoriter rejimlerin baskısına karşı insanların (İran’da kadınlar, Minneapolis’te vatandaşlar) kendilerini tehlikeye atarak sokağa çıkmalarını soruya çevirdi, Temelkuran şu yanıtı verdi:
“Sen İranlısın, bu sende karşılık bulacaktır (it would resonate with you). Bir evi kaybetmek için ülkeden ayrılmak gerekmez. İçindeyken de yurtsuzlaştırılabilirsin. Şu an İran’daki tüm kadınlar evlerinde yurtsuz hissediyor.”
Temelkuran, dünyanın en güçlü gazetecilerinden birine kökenini hatırlatarak, tartışılan konuyu “onların” sorunu olmaktan çıkarıp “bizim”ortak hafızamıza taşıdı.
Kaç Kitabı Var?
“Nation of Strangers” ile birlikte Temelkuran’ın toplam kitap sayısı 15’i aşıyor. Siyasi inceleme ve araştırmaları arasında Ne Anlatayım Ben Sana?, Muz Sesleri (Siyasi roman), Bir Ülke Nasıl Kaybedilir. Roman ve edebi eserler, Düğümlere Üfleyen Kadınlar (30’dan fazla dile çevrilen en popüler romanı), Devir. Deneme ve anlatı türünde İçeriden Kıyıdan Konuşmalar, İyilik Güzellik.
Amanpour’un Etkisi Ne, Nereden?
Christiane Amanpour’un amiral gemisi olan Amanpour programı, CNN International’da 1990’ların başından beri yayınlanıyor. 200’den fazla ülke ve bölgede, yaklaşık 450 milyon haneye ve milyonlarca Amerikalıya erişiyor. “Amanpour’a çıkmak”, bir siyasetçi veya aktivist için küresel diplomasi sahnesine çıkmakla eşdeğer. Program, devlet başkanlarının, Nobel ödüllülerin ve dünya çapındaki entelektüellerin platformu.
Yurtsuz mu Mülteci mi? Evsiz mi Yalnız mı?
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) 2026 yılı başı itibarıyla paylaştığı en güncel verilere göre, dünya genelinde zorla yerinden edilen insanların sayısı rekor seviyede. Yurtsuz evsiz ve yalnız yaklaşık 122-123 milyon kişi yaşıyor. Bunlar çatışma, zulüm ve insan hakları ihlalleri nedeniyle evini terk etmek zorunda kalan herkes.