Diplomasi, moda, sinema aynı şeyin etrafında dönüyor: algı. Başarı ya da başarısızlık, sanat ya da skandal, özünde tek bir terazide tartılıyor: hikayenin nasıl anlatıldığı. Bu bülten, algı denilen iletişim türü üzerinden son haftaların en çarpıcı örneklerini bir araya getiriyor.”

Trump–Putin Alaska buluşması: “Zafer” algısı, sonuç kıtlığı
ABD Başkanı Donald Trump cephesi, “tek hamlede barış getirecek lider” imajını pekiştirmek istiyor. Rusya Devlet Başkanı Viladimir Putin Batı’da tecritini kırıp ABD başkanıyla yan yana görünerek meşruiyet ve prestij kazanmak istiyor.
“Büyük Alaska Zirvesi” siyasi başarı açısından olmasa da iletişim açısından tarihe geçebilir. Görüşme sonrasında iki lider soru almadan ayrıldı. Fox Haber Beyaz Saray muhabiri “odadaki havanın iyi olmadığını, Putin’in gelip “ezip geçtiğini” söyledi. Aynı Fox Haber’den bir başkası bu çıkışı düzeltmek üzere, Trump’a övgüler düzdü. Çarpıcı bir çifte standart demekten başka bir şey gelmez elden. Somut ilerleme yokken, Kremlin liderinin ABD’de kırmızı halıda ağırlanması, imaj rehabilitasyonu işlevi gördü. Tartışma, “diplomasi mi, PR mı?” eksenine kaydı. Medya performansı, müzakere içeriğinin önüne geçti.
Alaska’da yapılan basın açıklamasının kısa bir analizini çıkarmak isterim. Putin uzun ama daha somut bir çerçeve çizdi, Trump süreci pozitif göstermekle yetindi. Görüşmenin ciddi kısmı yan konulara, sembolik anlatılara ve algı yönetimine kaydı. Barış görüşmesi Putin’in uzun anlatısı içinde yaklaşık yüzde 40, Trump’ın konuşmasında yüzde 25 yer edinebildi.
Putin, açıklamasında; savaşı başlatmamış gibi, Ukrayna’yı “kardeş ulus” olarak tanımladı, savaşın “trajedi” olduğunu söyledi. Çözüm ya da barış için Rusya’nın “güvenlik kaygılarının” dikkate alınması gerektiğini savundu. “Ukrayna’nın güvenliği de sağlanmalı” demeyi unutmadı. Trump, “Binlerce insan ölüyor, bunu durdurmak istiyoruz” ifadesiyle insani maliyete döndü ve “son kararı onların vermesi gerek” diye topu yuvarladı. Sonuç cümle netti; “Henüz anlaşma yok ama iyi ilerleme kaydettik.” Bu iş böyle!
Swatch Çin Krizi, ABD Çin Krizini Geçti
Standart bir kriz daha yaşandı. Bir küresel marka, yerel hassasiyeti unuttu. İsviçre merkezli Swatch, renkli tasarımlarıyla genç kitlelere hitap eden, saat sektöründe “yenilikçi, eğlenceli” marka imajıyla tanınıyor. Omega, Longines, Tissot gibi prestijli markaların da sahibi. Swatch, gelirinin yüzde 25’ten fazlasını Çin, Hong Kong ve Makao’dan elde ediyor.
Küçük not: Çin kamuoyu son yıllarda Nike, H&M, Dolce & Gabbana gibi markalara karşı güçlü boykot kampanyaları yürüttü. Bu yüzden Swatch’un hatası, yalnızca görsel bir gaf değil, ticari bir risk. “Essentials” koleksiyonu için genç, oyunbaz bir görsel dil kullanmak istemiş reklamcı. Sosyal etkileşim arayışı ters tepmiş. Model, gözlerini çekip, kendini çekik gösterme pozu veriyor… Çin sosyal medyasında kıyamet koptu. Swatch özür diledi, tüm görselleri dünya kaldırdı. “Niyet iyi” ama savunu algıyı kurtaramadı.

Tuhaf bir tavşan skandalı ve “influencer” macerası
Anna Sorokin nam-ı diğer Anna Delvey, 2010 ve takip eden sürede New York Manhattan sosyetesini dolandırıp “sahte mirasçı” olarak şöhret olmuştu. Foyası ortaya çıktı, hapse girdi. Netflix’in Inventing Anna dizisinden anımsayabilirsiniz. Popüler kültürde “anti-kahraman” kendisi. Medyada “skandal persona” olarak varlık göstermek para ediyor olmalı. Influencer olarak yaptığı her şey tartışma yaratıyor. Tavşan skandalı da böyle.
Sokakta tasmalı tavşanlarla viral bir çekim yapıyor. Sonra çekimde kullanılan evcil tavşanlar bir parkta terk edilmiş bulunuyor. Kahraman Sorokin, şoke olduğunu, bin dolar bağış yaptığını açıklıyor. Çekim ekibi panikliyor, hayvanlar kurtarılıyor. Şu ara dünyanın en popüler tavşanları bunlar. Koruyucu evlerde yaşıyorlar. Olay, bir PR felaketi. “Kahramanlık” rolünü gönüllü aktivistler üstleniyor. Sorokin, bu hikayede sorumluluktan kaçan şahıs, bakalım bundan sonrakinde ne olacak.
Sydney Sweeney diye bir film yıldızını geçen haftalarda gündeme taşımıştım, bir kot reklamındaki ırkçı “jean/gean” vurgusu olay olmuştu. HBO dizileriyle ünlenmiş güzel bir sarışın. Bizde pek popüler değil ki, benim de sanatıyla değil yarattığı etkiyle radarıma girdi. Oysa bir kaç filmdeki çıkışıyla eleştirmenlerin gözünde yetenek ama o kolay yolu seçmiş; yüz kreminden dondurma zincirine, telefon markasından mayo koleksiyonuna kadar birçok reklamın yüzü. Bu ara “sanat mı, marka mı?” tartışmasının da odağı. Sweeney örneği, günümüz star ekonomisinin çelişkisini gösteriyor.
Örneği ağabey ve ablaları olmalı; Clooney, Beyoncé, Paltrow gibi üst düzey şöhretler, reklam–siyaset–aktivizm üçgeninde daha büyük “etki alanı” kuruyorlar. George Clooney, 2024’te Biden’a “çekil” çağrısı yapan bir makale yazarak siyasetin ortasına girdi… yıllardır kahve/tequila/saat reklamlarının ticari yüzü. Beyoncé, geçmiş dönem ABD Başkan Yardımcısı Kamala Harris kampanyasında sahneye çıktı, “Freedom” şarkısını kampanya marşına verdi; konseri değil, siyasi etkisi konuşuldu. Gwyneth Paltrow, Oscar’lı oyunculuktan Goop imparatorluğuna kayarak, “ yaşam tarzı markası” dönüşümünün sembolü oldu.

Zelenski––Trump Washington buluşması
Alaska Zirvesi, “dağ fare doğurur” hesabıyla kapanınca, Ukrayna kaderinin konuşulmadığı bir “zirve zırva” oluyor şeklindeki medya baskısı sayesinde bu hafta Avrupalı liderler eşliğinde Zelenski ve Trump görüşmesi yapıldı. Ve lügatlara “trilateral” yani üçlü (Trump–Putin–Zelenski) görüşmesi girdi. Bu üçlü buluşma hazırlığı için Macron, Merz, Starmer, Meloni ve AB–NATO liderleri blok olarak masadaydı; amaç, “Ukrayna’nın köşeye sıkıştırılmasını” engellemekti.
Önceki ziyarette “askeri tarzı” azar konusu olunca, Zelenski bu kez takım elbise/blazer tercih etmesi, First Lady’ler arasında mektup kuryeliği gündeme oturdu. Doğrusu “Zelenska’dan Melania’ya mektup” anlatısı güzel hikayeydi. Ve sonuç; yine anlaşma yok.

Okuyan Erkek Seksi’dir
“Kitap okuyan erkek; telefonuna bakan erkekten daha mı seksi?” aklınıza böyle soru sormak gelir miydi? Entelektüel imaj fiziksel çekiciliğin önüne geçebiliyormuş!… Sosyal medya her şeye muktedir. “Okuma Gösterisi” diyorlar buna. Eline kitabı alan şahane fotoğraf veriyor. Görünürlük amaçlı kitap taşıma, Instagram’da fenomen. #bookstagram” diye aratın. Görüntü, okuma eyleminden çok bir imaj performansı. Artık kitapla kombin yapmak gerekiyor. “Hot Dudes Reading” Instagram hesabı, New York’taki yakışıklı erkekleri kitap okurken gösteriyor. Bir başka hesap bu görüntüleri, “entellektüel kızların pornosu” diye tanımlamış, çok güldüm. Anladığım şu; “okuyan imajı” satışta. Arkasında yayınevleri ve kitapçılar mı var?
Bu 6 benzemez olayı neredeyse aynı cümlede buluşturma cesaretini bana popüler algı anlayışı verdi. Üzülerek söylüyorum; gerçek “başarı” çoğu zaman başarı hikayesinin nasıl anlatıldığıyla anılıyor. İletişim her şey!