“ÇIPLAK İLETİŞİM”; VENEZUELA SAVAŞI :

Yeni iletişim kavramını not edebilirsiniz. Gerçi çok çıplak! Olay Amerikalar’da gelişti ben Türkiye’den izledim. Buna “Balkondan Görünenler” diyebiliriz. Güç, Dil ve Sessizliğin Politikasını okumaya gayret ettim.

Bu yazı akan haberi aktarmak için değil, akan haberin nasıl konuştuğunu, daha önemlisi neyi susturduğunu anlamak için yazıldı. Sahada olmadığıma ya da ilk ağızdan habere ulaşamadığıma göre gazetecilik refleksi taşımıyor. İletişimci mesafesiyle, bugüne kadar yapılan açıklamaların dili üzerinden geriye ve ileriye bakıyorum. Tekrar etmem gerekirse, bu bir “ne oldu” yazısı değil, çünkü eminim siz de ekranlara ve akıllı cihazlarınıza yapışıp izlediniz. Bu; “ne söylendi, ne söylenmedi, neden böyle söylendi” analizi. O da şu ana kadar.

Operasyonun Zamanı, Sahnesi ve İlk Dil

Yeni yılın ilk günlerinde, Donald Trump yönetimi belirleyici bir adım attı. Venezuela’ya yapılan operasyon yalnızca askeri değil, aynı zamanda yüksek yoğunluklu bir iletişim operasyonuydu. Operasyonun biçimi kadar, açıklanma biçimi de dikkat çekiciydi.

Başkanın yanında kimlerin durduğu kadar, kimlerin durmadığı da bana göre çok önemliydi. Zaman içinde anlayacağız şüphesiz. Savunma ve Dışişleri Bakanları, Başkanlık Ofisi yetkilileri ve asker varlığı gördük. Başkan Yardımcısı yoktu. Bu eksik, sembolik bir ayrıntı olmasa gerek… sorumluluğun nasıl çerçevelendiğine dair bir ipucu olabilir mi? Kaldı ki, operasyon bir “devlet rutini” değil, başkanlık merkezli bir güç gösterisi olarak sunuldu.

İlk açıklamalarda dil netti: hız, gizlilik, üstünlük. Ardından gelen açıklamalarda “gerekçe”nin sınırları genişlemeye başladı. İşte iletişim tam burada devreye girdi.

Gerekçenin Evrimi

Evrimi yorumlamam gerekirse güvenlikten demokrasiye, demokrasiden yönetime bir hat… Başlangıçta gerekçe, güvenlik ve suç çerçevesindeydi. Sonra demokrasi vurgusu geldi. Ardından, daha önceki ABD müdahalelerinden farklı olarak, açık bir ifade ortaya çıktı:
“Doğrudan biz yöneteceğiz.” Şok oldum, olduk!

Bu ifade klasik demokrasi anlatısının dışına taştı. Demokrasi, bu noktada bir hedef olmaktan çıktı; yönetimi meşrulaştıran bir kavrama dönüşmedi mi sizce de? Bu iletişimde demokrasi artık bir değer değil, bir araç.

Dönüşümden anladığım, gerekçenin sabit değil. Olaya göre hikaye yeniden yazılıyor. Unutmayalım bu bir askeri savaştan çok iletişim savaşı. Algı operasyonlarında gerekçe, askeri gerçeklikten değil, birebir yaratılmak istenen algı ihtiyacından doğar.

Beyaz Saray’ın Resmi Dili

Hemen iki kelimelik gözlemimi ifade edeyim; Üstünlük ve Sahiplik. Beyaz Saray’ın resmi sosyal medya açıklamaları, klasik diplomatik dilden belirgin biçimde ayrıldı. Dil; işbirliği, müzakere veya uluslararası hukuk referansları yerine üstünlük, hız ve sahiplik üzerine kuruldu.

Burada üç kavram öne çıktı. Üstünlükten anladığımızın operasyonel mükemmellik vurgusu olduğunu çözdük. Sahiplik (Ownership) anlamamız gerekenin kaynaklar ve yönetim üzerinde hak iddiası… Doğrudanlık diyebileceğim diğer kavram ise aracı aktörlere ihtiyaç duyulmayan bir güç anlatısı okuduk, izledik…

Bu dil, demokrasi diye diye bir hal oldu, ortaya resmen “korsanlık” çıktı. Olan biten korsanlık suçlamasına açık bir zemin yarattı.

 “What You Don’t Know, Now You Know”

Beyaz Saray resmi X açıklaması konuyu zaten ortaya koydu. Başkandan biraz oyunculuk, Dışışleri Bakanından hikaye. Marco Rubio’nun kullandığı “What you don’t know, now you know” ifadesi, sıradan bir açıklama değil bence. Bu cümle, bilgilendirme değil; hiyerarşi kuran ifade. Zaten söyledi “bizimle oyun oynamayın” diye. Mealen öyle günlerce müzakereymiş, basın toplantısıymış… bitti. Ne söylüyorsak o. Kimse hafife almasın bundan sonra böyle!!! Daha kaç adet ünlem koyabilirim…

Bu dil şunu söyledi, bilgi bizdeydi. Zamanı biz belirledik. Şimdi bilmenize izin veriyoruz. İletişimde üstünlük kurma biçimi.

Şok mu, Sessizlik mi?

İlk saatlerde küresel şok sessizlik oldu. İletişimde sessizlik, özellikle liderler için, tarafsızlık değildir; hesaplı bir pozisyon olabilir… ama! Bilgi eksikliği. Taraf seçmeme stratejisi. Emsal korkusu diye açıklanabilir sessizlik. Sessiz kalanlar, bir liderin yataktan alınıp götürülmesinin yarın kendileri için de mümkün olabileceğini operasyondan öğrendiler.

Türkiye’nin Pozisyonu ve Algı Meselesi

Türkiye’nin açıklaması “itidal” çağrısı çerçevesinde oldu. Geç. Etki açısından zayıf kaldı. Muhalefetin hükümetten önce açıklama yapması, iç iletişimdeki çatlağı siyaset malzemesi yaptı. Ama iktidar ortağının da itidale ortak olmamasını kayda almalı.

The New York Times’ta yer alan “Bavulunu topla, Türkiye’ye git” önerisi ise Türkiye açısından bir algı ve itibar meselesi değil de ne? sormak isterim. Bu ifade, Türkiye’yi diplomatik çözüm merkezi mi yapıyor, geçici sığınak mı? Hani biz dünyanın buluştuğu bir merkezdik? İletişimde bu tür kodlamalar, uzun vadede imajı etkiler.

Medya, Sessizlik ve Güç Birliği

ABD medyasının operasyon öncesi suskunluğu, iletişim savaşlarının bir başka boyutunu gösterdi. New York Times ve Washington Post’un bilip yazmaması, klasik gazetecilik etiğinin ötesinde, devlet–medya ilişkilerinde nadir görülen bir senkronizasyon yarattı. Askerlerimizin güvenliğini tehlikeye atmamak için yazmadık demek “itidal açıklamaları” gibi bir şey…

Üç Yorumcu, Üç Ayrı Pencere

Siyaset bilimci Francis Fukuyama gibi akademisyenler ile bağımsız gazetecilik yapanlar daha net konuşabildiler. Örneğin uzun yıllar Türkiye’den WallStreet Journal muhabiliği yapan akademisyen James Dorsey ile dijital gazetecilik örneği Matt Stoller, aynı olaya farklı yerlerden baktı. İlginç bulabilirsiniz, kısaca paylaşacağım.

Fukuyama, Venezuela’nın demokratik geçmişine işaret ederken, kullanılan dilin süreci korsanlığa dönüştürme riskine dikkat çekiyor. Dorsey, operasyonun demokrasi üretmekten çok yeni bir istikrarsızlık yaratabileceğini söylüyor. Stoller ise dili tamamen ekonomik ve sınıfsal okuyor; bu müdahaleyi açık bir “gunboat diplomasisi” olarak tanımlıyor. Ortak noktaları şu; dil sertleştikçe, demokrasi söylemi içerik kaybediyor.

Daha Önceki Müdahalelerden Farkı Ne?

Irak ve Afganistan’da demokrasi, sonradan anlatılan bir hikayeydi. Venezuela’da ise demokrasi, operasyonun başında kullanılan bir etiket. Bu fark kritik.

Bu kez, gerekçe daha hızlı değişiyor, dil daha çıplak, sahiplik daha açık, yönetme iddiası net.  Bence bu nedenle bu operasyon, askeri olduğu kadar iletişimsel bir eşik.

 

Paylaş