Robotlara fısıldayan adam

yo

Yeni düzeni çözme gayreti içinde çabalarken resimdeki görüntü bulmaca gibi; siyasileşen iş adamları, iş adamı gibi davranan siyasiler, insanımlaşan robotlar, robotlarla ilişki kurabilecek insan beyni!… Çözebilecek miyiz?

 

ABD Başkanı Trump, öngörülemeyen davranışlarının ve ağzından dökülen beklenmeyen cümlelerinin bir strateji olduğunu iddia ediyormuş. İlginç doğrusu! Hala bir önceki Başkan Obama’ya takıntılı olması tuhaf, davranışlarını, onun yaptığı gibi yapmadığını söyleyerek tarifliyor. Bir örnek, “Ben dünyaya onun gibi stratejimi açık edecek değilim”. Geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıklamanın meali buydu. Fakat keşke açık etse, hatta keşke bir stratejisi olsa. Dünyanın geri kalanı Trump delisi oldu. Kuyuya atılan taşı çıkaramıyorlar. Ne yaptığını bilen yok, öngören yok…

 

Başkan Trump bir siyasetçi değil. Başkan bir diplomat değil, bir iş adamı, müteahhit. Dünyanın süper gücünü yönetiyor. Kabinesi de devlet geleneğinden gelmeyen çoğunluğu iş adamı kimliği olan bireylerle dolu. En çok güvendiği isimlerden biri damadı, rolü, kimliği, görevi tartışılası… Bir hamleyle milyon dolarlık işleri paketleyebiliyor. İlgimi çeken husus, roller ve içini dolduranlar. Buna paralel küresel değişim. İkisinin harmanlanmış garip yolculuğu.

 

Beyin çıplak

Bu arada Çinli bilim adamları beyni okumak üzere dev bir adım attılar. MIT Üniversitesi’nin yüzyılın takip edilesi bilimsel adımı olarak nitelediği bu çalışma, bugüne kadar algı operasyonu yaratmak isteyen siyasetçi, stratejist, reklamcı, iletişimcilerin kullandığı tekniğin tersine işliyor. Malum gördüklerimizin beyne sinyal olarak gönderilmesi satın alma dürtümüzü tetikliyor. Beynimizin derinliklerinde, belki kendimize bile itiraf etmediğimiz görüntüleri ortaya çıkarmaktan söz ediyoruz. Hiçbir şey kapalı kalmayacak. Ters köşe yapmak mümkün olamayacak. Ben stratejimi açık etmeyeyim gibi şeyler de yok. Dünya bilimde dolu dizgin ilerlerken “ben sizi şaşırtırım” demek tarih olacak.

 

NATO mato boş işler bunlar

Seçim kampanyasında NATO’nun yeni dünya düzeninde hükümsüz olduğunu söyledikten sonra, “Ne işimize yarıyor çıkalım gitsin biz bu birlikten, zaten kimse aidatını da ödemiyor” diye serzenişte bulunan Başkan Trump, döndü! Aslında NATO’nun ne kadar anlamlı bir teşkilat olduğuna hükmetti ve kalıyoruz dedi…

 

Bir sağdan

Başkanlık koltuğuna oturduğunda, ilk icraatı kendi halkı dahil, tüm dünya Müslüman halklarını küstürmek oldu. Bazılarının ABD’ye girişini yasakladı, diğerlerini zorlaştırdı. Müslümanları terörist olarak gördüğünü saklamadı. Gelgelelim ilk yurt dışı ziyaretini Suudi Arabistan’a yaptı. Yetmezmiş gibi önce terörün kaynağı olarak gösterdiği İslam dinini, yerkürede hüküm süren en büyük dinlerden biri olarak ilan etti. Sanmayın ki yola çıkmadan önce bağlanan silah ticareti anlaşmasını kaçırdım. İş adamı kimliği ağır basıyor olmalı.

 

Bir soldan

Çin’i dünya ticaretini manipüle etmekle suçladı. Sonra vazgeçti. FBI Başkanı’nı Rus Dışişleri Bakanı’na şikayet etti. Ortadoğu’ya insani yardıma karşı çıktı, sonra orada masum insanlar  katlediliyor diye bir sabah erken Suriye birliklerine bomba yağdırdı… Çinliler bu beyni okumak isterler mi bilmem. Ama muhtemeldir ki, yakın siyasi çevresi her tweet’inde dünyanın ritmini bozan Başkan’ın adım atmadan önce ne yapacağını bilmek için yanıp tutuşuyor.

 

Bilimkurgudan fazlası

Elon Musk sıradışı bir iş adamı. İnsansız araç, elektrikli otomobiller, hava taşıtları, uzay yolculuğu ve diğer ilginç faaliyetleriyle bilim insanlarıyla yarışıyor ki, zaten beyin araştırmaları yapıyor. Musk yeni bir firma kurmuş: Neuralink. Beynin sırlarını çözmek üzere olan Çinli bilim adamlarından bağımsız yapay zekayla yarışacak insan beyni geliştirmeye çalışıyor. İnsan beynini geliştirerek yapay zeka ile iletişim kurmasını sağlayacak araştırmaların neredeyse sonuna gelindiği ifade ediliyor. İnsan beyni makinelerle ilişki kurabilecek, sinyal verip alabilecek. Bilimkurgu gibi demek bile klişe kalıyor.

 

Chief Rüşvet Officer

PricewaterhouseCoopers yeni bir araştırma yayınladı. Raporda dünyanın önde gelen kurumlarını yöneten CEO’ların artan bir ivmeyle etik yoksunluğu nedeniyle görevlerinden el çektirildikleri görülüyor. 2500 büyük firma üzerinde yapılan araştırma, kural dışına çıkan CEO sayısında ciddi artış tespit etmiş. Yanlış yolda (dolandırıcılık, manipülasyon, tehdit, şantaj, çevre ihlalleri, düşüncesiz davranışlar, şişirilmiş cv’ler…) olan CEO’ların ağırlıklı ABD ve Kanada’da görev yaptıkları görülüyor. CEO’lar yönetişim yaklaşımlarında ve kurallara uymada kötü davranışlar sergiliyor. Nedir bunlar diye bakacak olursak, dünyanın az gelişmiş bölgelerinde operasyonlarını büyütürken, karlılık ve büyüme uğruna kuralsız sistem dışı davranışlarda bulunmakta sakınca görmüyorlar. Dijitalleşme oranı artıkça, yaldızları dökülüyor, mailler ve haberleşmenin içeriği “Chief”leri sallıyor. Bir de hızlı akan haber trafiği sanılanın tersine olumsuz etkiliyor.

 

Karışan roller

Dünya üzerinde ilginç kişiliklerden biri de Alibaba’nın kurucusu Jack Ma. İngilizce öğretmeni olduğunu biliyor muydunuz? Ben bilmiyordum. Dünyanın en büyük alışveriş platformunu, Hangzhou’da mütevazı bir apartman katında yani evinde kurduğunu da bilmiyordum.  Alibaba 309 milyar dolarlık bir dev.

 

Ma’nın arkadaşları

Jack Ma için iş adamı demek tuhaf olurdu. Başkan Trump ne kadar siyasetçiyse, o da o kadar iş adamı. Adeta bir diplomat. Ma, Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’den önce Beyaz Saray’a konuk edildi, ABD Başkanı Trump’la baş başa görüşme yapan ilkler’den. Ma, geçtiğimiz yıl G20’ye ev sahipliği yaptı, devlet ve hükümet başkanlarını bizzat ağırladı. Aralarında İtalya, Avustralya, Kanada, İsrail, Arjantin, Malezya, Pakistan liderlerinin bulunduğu siyasetçilerle birebir görüştü. Neden diye sormak istiyor insan?…

 

Ma, 2036’da Alibaba üzerinden yapılacak küresel ticaretin toplamının, dünyanın 5’inci büyük ekonomisinin gayrı safi milli hasılasından büyük olacağını ifade ediyor. Bu kadarla sınırlı değil hedefleri, Ma, Alibaba’nın NASA’sını kuracağını, Dünya Ticaret Örgütü’ne alternatif getireceğini de iddia ediyor…

 

Öngöremediklerimiz

Her gün bir önceki günden daha belirsiz bir dünyaya uyanıyoruz. Bildiğimiz doğrular ile gördüğümüz eğriler birbiriyle karışıyor, aralarında seçim yapamıyoruz. Hızla bilime doğru koşarken hızla geriliyoruz. Canımızı en çok acıtan ya da şaşırtan ise bilmediklerimiz. Bilsek pozisyon alacağız. Başta da roller! Dünyadaki varlığımızın simgesi öz rolümüz dahil, çevremizde halka halka genişleyen yeni rol dağılımı adaptasyon sorunumuzun özünü oluşturuyor.

 

Atlayarak nereye kadar

Makinelerle konuşan insanlar olmamıza ramak kaldı. Biz ise gelişmişliğimizi, robotların insanların yerini alacağı gerçeği ve doğacak işsizlik ekseninde tartışmakta buluyoruz. Bu ilkel tartışmanın bile hakkını vermeden makinelerle konuşmaya geçecek olmak, Türklerin tarihin sayfalarını atlayarak okumasının güzel bir örneği. Teknoloji üretmeden en hızlı tüketicisi olmak gibi. Bilimden uzak yaşamak ama dünyanın en büyük ekonomilerinden biri olmak gibi… Sizin fikriniz ne?