Bir Dakikada

1dakika

Bir dakika, hepi topu 60 saniye. Nedir ki, sağdan sola baksanız geçiyor! Her gün toplam 24 saatle güne başlıyoruz. Bin 440 dakika bir günde sahip olduğumuz değer. Kimilerine göre “bozdur bozdur” harca, kimilerine göre “lütfen 1 dakika daha”.

Yeni dünya ile eski dünya arasında pek çok fark var kuşkusuz. Zaten eski dünya ne, yenisi nasıl? Her şey göreceli. Diyelim ayırt ettik, aradaki farkları sıralamaya kalktık. Arada sayısız fark olacağını biliyorum, aradan ikisini seçecek olsaydım, “zaman” ve “değer” kavramlarını öne çekerdim herhalde. Çünkü bunlar hem çok sevdiğim kavramlar, hem de derdimin fazla olduğu kavramlar. Anlamlandırmakta zaman ve deneyimle yol kat etsem de zaman zaman çaresiz kaldığım kavramlar.

Eskiden bolca zamanımız vardı, sindirerek yaşıyorduk, geriye dönük neredeyse her şeyi anımsayabiliyorduk, yaşadıklarımızı sayabiliyorduk, çok fazla bir şey beklemiyorduk, daha az hareket edip daha çok yoruluyorduk. Eskiden daha çok zamanımız, daha az üretimimiz vardı.

Değer kavramına gelince, sahip olduklarımızla alakalıydı. Sahip olduklarımızı görebildiğimiz ve dokunabildiğimiz kadar hissedebiliyorduk. Eski dünyanın değeri, maddiyatla ölçülüyordu. Büyükbaş hayvan, tarla… Para kategorisinde her türlü döviz olabilir. Tercihan daha çok şey satın alınabilen tabii. Ev, yat, araba, arazi, mücevher, marka saat…
Zaman ve değer ve bugün

Bugün bir dakikada, dünün yıllarını satın alabiliyoruz desem, abartmış olur muyum?
Saat kaç desem kolunuzdaki saate mi, akıllı telefonunuzun kadranına mı bakacaksınız?
Bir internet dakikası, en “değerli” saat markasının (gönlünüzden ne geçiyorsa) yıllarına eşit diyebilirim. Evet rahatlıkla diyebilirim. Vereceğim rakamlar dudağınızı uçuklatacak.

Bakın bir internet dakikasında neler oluyor:
• Facebook’a 900 bin “log” yapılıyor.
• WhatsApp’da 16 milyon text mesajı üretiliyor.
• YouTube’da 4.1 milyon video izleniyor.
• App mağazasından 342 bin uygulama indiriliyor.
• İnstagrama 46 bin 200 “post” yükleniyor.
• Twitter’dan 452 bin tweet gönderiliyor.
• Tinder’da 990 bin “swipe” (kaydırma) yapılıyor.
• 156 milyon elektronik posta gönderiliyor.
• Spotify’da 40 bin saat dinleme yapılıyor.
• Amazon’da 50 ses üstünlüğü olan cihaz kargolanıyor.
• Messenger’dan 15 bin GIF mesaj gönderiliyor.
• Snapchat’te 1.8 milyon snap üretiliyor.
• İnternet alışverişinde 751,522 USD harcanıyor.
• Netflix’de 70 bin 17 saat izleme gerçekleşiyor.
• Google’a 3.5 milyon arama kaydı giriliyor.

60 saniye bu kadar çok şey sığıyor işte.

Zaman geri alınamayan tek şey. Evden 24 saatle çıkıyorsunuz. 1440 dakikayla… O günkü harçlığınız bu. Nereye harcamak isterdiniz? Eminim böyle düşününce eliniz cebinize zor gidecek, gözünüzü de telefonun kadranından ayırmayacaksınız.

Rakamlar alt alta sıraladığımda ilginç oluyor ama anlamı ne? Sayısız insan birbiriyle haber alışverişinde bulunuyor. Sayısız insan yeni bir fikir üretiyor. Sayısız konu tartışılıyor, kriz çözülüyor, kriz yaratılıyor, soru soruluyor, cevap veriliyor, çare üretiliyor. Sayısız fayda sağlanıyor… Bir dakikada. Mucizeler oluyor bir dakikada, yaşamlar yitiyor, birileri kurtuluyor. Dakikalar içinde içeriğine bağlı olmak kaydıyla müthiş bir değer yaratılabiliyor.

IBM’in öngörüsüne göre her gün 2.5 quintillion data (byte birimi olarak) üretiliyor. Ve bu datanın yüzde 90’ı son 2 yıl içinde oluşturulmuş.

25 gün 432 kilometre

Değerlerimiz arasında en kıymetlisi ne? Özgürlük değil mi… Özgürlükle kol kola giren kavram ise adalet. İnsanoğlunun en temel hakkı olan “adalet” olgusuna dikkat çekmek, bu uğurda olumlu adımlar atılmasını sağlamak için bir kişinin, yüzlerce binlerce vatandaşın 25 gün boyunca, 432 km yürümesi mi gerekiyor? Ve evet gerekiyor ki, binlerce insan yürüyor. Yürüyemeyen, gönlünde ve beyninde yürüyor. Kalpler orada atıyor. 24 saat 1440 dakika, 25 günde tam 36 bin dakika yapıyor. Binlerce insanla çarpın çıkacak rakamı hayal bile edemeyeceksiniz.

Normal zihin ve zekanın algılaması mümkün değil. Aslında burada bilgi, bilim tutsak.
Ne kadar durdurulabilir, bir dakikada Facebook, Instagram, Amazon, Messenger, Netflix, WhatsApp, etc. akan bilgi her koşulda geometrik çoğalıyorsa, kavramlarımıza verdiğimiz değeri gözden mi geçirsek. 24 saatte dünyada 2.5 milyon quintillion data üretiliyor, diğer tarafta binlerce insan zamanını data üretebilmek, fikir üretebilmek, yenilik yapabilmek, serbest ve özgürce ifade edebilmek adına yürüyerek geçiriyor. Zamanlarını yürüyerek dikkat çekmeye harcayanların derdi, zihinlerini bilmem kaç 24 saat kilit altında tutanların da üretime dahil olması.

Üretimden söz ediyoruz, zaman kavramının ortadan kalkmasından, değerlerimizden… Bir örnek: bu kavramlara inat çiftçimiz dinen caiz olmadığı gerekçesiyle ürününe sigorta yaptırmıyor. Kuraklıkta, selde emeğinin heba olmasına göz yumabiliyor. Bu zihniyetin ürettiği değer de, içinde yaşadığı zaman da kilit altında değil mi… Bin 472 köye 4.5 G imkanı sunuluyormuş. Ne güzel. Okula gidemeyen çocuklarımız, okuma yazma bilmeyen kadınlarımızın sayısını sıralayarak canınızı sıkmak istemem. 4,5 G ve bilgi buluştuğunda bir dakikaya sığdırdığımız değeri artırabiliyoruz.

Sonuç olarak saatten akreple yelkovanı çıkarınca dakikaları durdurabilir miyiz?